KÖŞE YAZISI

ÜRETİM TÜKETİM

Abdullah Doğan Abdullah Doğan

Faizden enflasyona, döviz kurundan para arzına, bütçe açığından cari açığa, merkez bankası politikalarından finansal piyasalara kadar yüzlerce kavram üzerinden ekonomi anlatılır.

Oysa ekonominin kendisi belki de çok daha basittir.

Ekonomi, üretim ile tüketim arasındaki alışveriş, değişim ve bölüşüm ilişkisidir.

İnsanlar üretir ve tüketir, ardından ürettiklerini birbirleriyle değiştirir.

Bu değişim sonucunda gelir elde eder, gelirlerini bölüşür, tasarruf eder, yatırım yapar ve yeniden üretirler.

Ekonomik hayatın temel döngüsü budur.

Peki o zaman şu soruyu sormak gerekir;

Ekonomi neden bu kadar karmaşıklaştırılmıştır?

Belki daha da önemlisi;

Ekonomiyi kim bu kadar karmaşıklaştırmıştır?

Ekonominin kendisi ile ekonomiyi açıklamak için geliştirdiğimiz sistemleri birbirinden ayırmak gerekir.

Misal; bir çiftçi buğday üretir, işçi emeğini satar, sanayici buğdayı una, unu ekmeğe dönüştürür, nakliyeci taşır, tüccar ürünü satar, tüketici satın alır, devlet vergi toplar ve kamu harcaması yapar, bankalar tasarrufları krediye dönüştürür, sermaye sahibi yatırım yapar.

İşte bütün bunların arasında gerçekleşen alışveriş, değişim ve bölüşüm ilişkileri ekonominin gerçek hayatıdır.

Sonra biz bu hayatı açıklamak için çeşitli kavramlar üretiriz..

Faiz, enflasyon, kur, para arzı, likidite, risk primi, marjinal fayda, parasal aktarım mekanizması, tahvil ve türev ürünler ve piyasaları, bilanço, iskonto, cari denge, maliye politikası, para politikası…

Hiç kuşkusuz bunların hepsi önemlidir. Fakat hiçbiri ekonominin kendisi değildir.

Bunlar ekonomiyi anlamak, ölçmek veya yönetmek için kullandığımız araçlardır.

Başka bir ifadeyle, harita, arazinin kendisi değildir.

Ekonomi bilimi zaman zaman haritayı o kadar ayrıntılı hale getirmiştir ki, haritaya bakarken arazinin kendisini unutmaya başlamışız...

Bu içeriği paylaş