KÖŞE YAZISI

BUGÜN 12 EYLÜL

Abdullah Doğan Abdullah Doğan

Bugünkü Üniversiteler zaten 12 eylül ürünüdür!

12 eylül buralarda zihnen ve kanunen yaşatılıyor...

Herkes 12 Eylül'e karşıyım diyor ancak yeni bir üniversite yasası koyamıyor...

Niçin?

Çünkü kafa aynı kafa değişmiyor!

Ülkesini seven, okuyan, düşünen gençleri; önce sağcı, solcu yaparak kurulu düzenin tetikçisi haline getiren, sonra bir sağdan bir soldan asarak milleti dönüştüren, cesaretini yok eden, küresel sömürünün mankurtu yapan Amerikancı müesses nizam darbesidir...

Meydan çakallara kalmıştır...

Amerikancılar dün olduğu gibi bugünde milliyetçi, İslamcı ve sol cepheyi kurulu düzenin tetikçisi olarak kullanmayı sürdürüyor...

12 Eylül 1980 askeri darbesine zemin hazırlamak, toplumsal kaosu artırmak ve orduyu bir "kurtarıcı" olarak müdahaleye zorlamak amacıyla gerçekleştirilen temel provokasyonlar, suikastlar ve kitlesel katliamlar yapılmıştır:

1 Mayıs 1977 Katliamı (Kanlı 1 Mayıs): İstanbul Taksim Meydanı'ndaki kutlamalar sırasında kimliği belirsiz kişilerin ateş açması sonucu 34 kişi hayatını kaybetti. Toplumsal kutuplaşmayı derinleştiren en büyük fitillerden biri oldu.

Kahramanmaraş Katliamı (Aralık 1978): Bir sinema salonuna bomba atıldığı iddiasıyla başlayan provokasyon, günlerce süren Alevi ve sol görüşlü vatandaşlara yönelik bir katliama dönüştü. Resmî rakamlara göre 111 kişi hayatını kaybetti. Bu olayın ardından 13 ilde sıkıyönetim ilan edildi.

Çorum Katliamı (Mayıs-Temmuz 1980): "Camiler bombalanıyor" şeklindeki asılsız telsiz anonsları ve dedikodularla körüklenen provokasyonlar sonucu sağ ve sol gruplar çatıştırıldı, 57 kişi yaşamını yitirdi.

Malatya Olayları ve Bombalı Paketler (Nisan 1978): Malatya Belediye Başkanı Hamit Fendoğlu'na gönderilen bombalı paketin patlaması sonucu Fendoğlu ve yakınları öldü. Kentte günlerce süren kitlesel şiddet olayları tırmandı.

Abdi İpekçi Suikastı (1 Şubat 1979): Milliyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Abdi İpekçi, Mehmet Ali Ağca tarafından öldürüldü. Medya ve entelektüel çevrelerde korku iklimi yaratıldı.

Gün Sazak Suikastı (27 Mayıs 1980): MHP Genel Başkan Yardımcısı ve eski Gümrük ve Tekel Bakanı Gün Sazak'ın sol örgütler tarafından öldürülmesi, sağ-sol çatışmasını durdurulamaz bir noktaya taşıdı.

Nihat Erim Suikastı (19 Temmuz 1980):

Eski Başbakan Nihat Erim'in Dev-Sol tarafından öldürülmesi, devlet kademesine yönelik en doğrudan ve sarsıcı saldırılardan biri oldu.

Kemal Türkler Suikastı (22 Temmuz 1980): DİSK'in kurucu genel başkanı Kemal Türkler'in uğradığı suikast sonucu öldürülmesi, işçi sınıfı ve sol tabanda infial yarattı.

Nokta Operasyonu olarak bilinen askeri müdahaleyle, sol bir yönetim modeli uygulayan Fatsa Belediye Başkanı Fikri Sönmez ve arkadaşları hedef alındı. Bu operasyon ordu tarafından doğrudan bir gövde gösterisine dönüştürüldü.

MSP tarafından düzenlenen mitingde İstiklal Marşı'nın yuhalandığı iddiaları ve şeriat sloganları atılması, askeri kanat tarafından laik düzene açık bir kalkışma olarak nitelendirildi ve darbenin nihai "gerekçelerinden" biri yapıldı.

TBMM'nin aylarca toplanmasına rağmen yüzlerce tur boyunca bir Cumhurbaşkanı seçememesi, siyaset kurumunun tamamen tıkandığı algısını pekiştirdi.

ORDU GELSİN ASAYİŞİ SAĞLASIN DEDİRTMEK İÇİN

12 Eylül davası iddianamelerinde de belirtildiği üzere, tüm bu provokasyonlar ve faili meçhul cinayetler; ülkeyi yönetilemez hale getirerek halkta "ordu gelsin, asayişi sağlasın" beklentisi (şartların olgunlaşması) yaratmak amacıyla planlı bir şekilde tırmandırılmıştır.

Bu içeriği paylaş