FON KRİZİ; PİYASALARDA NELER OLUYOR?
18 Eylül 2026 itibarıyla mesele gerçekten ciddi; fakat fon şirketleri battı, yatırımcıların parası tamamen gitti demek doğru değil.
Asıl olay, bazı fonların taşıdığı varlıkların likiditesi ve değerlemesi etrafında oluşan ciddi bir kriz.
SPK, 7 portföy yönetim şirketinin 131 yatırım fonunun tasfiye edilmesine karar verdi.
Söz konusu fonların toplam büyüklüğü kaynaklara göre 800–891 milyar TL bandında ve yaklaşık 350 bin ila 500 bin yatırımcı hesabını doğrudan ilgilendiriyor.
Fakat şunu söylemek lazım; 800–891 milyar TL tamamen zarar demek değil. Bu tutar fonların tasfiye edilecek toplam varlık büyüklüğü.
Yani yaklaşık 850 milyar TL’lik fon varlığı varsa, bu paranın 850 milyarı tamamen kaybolmuş/batmış anlamına gelmiyor.
SPK’nın yaptığı açıklamaya göre sorun aslında daha önce başlamış.
SPK, 2025’in sonlarından itibaren özellikle bazı serbest yatırım fonları ve para piyasası fonlarının, dolaşımdaki pay miktarı düşük bazı hisselerde ekonomik gerçeklerle açıklanamayacak fiyat hareketlerine yol açtığını tespit etmiş.
Sonrasında ise 2026 yılı içerisinde kuralları sıkılaştırmış.
Bunun sonucunda bazı fonların portföylerindeki özellikle likiditesi düşük, fiyatı yapay biçimde yükselmiş olabilecek hisseler ciddi satış baskısıyla karşılaşıyor.
Ardından, fonlardan para çıkışı başlıyor, bu çıkış satış ihtiyacını artırıyor, bu da düşük likiditeli hisselerde satış trendini artırıyor...
Bu durum tabii ki hisselerde ve fon değerlerinde fiyat düşüşünü, düşüş ise daha fazla geri ödeme talebini beraberinde getirecek şekilde bir likidite sarmalı oluşturuyor.
Reuters’ın aktardığına göre bu süreç Borsa İstanbul’da çok sert satışlara ve piyasa genelinde likidite stresine yol açıyor.
Peki şirketler battı mı?
Burada şu ayrımı ortaya koymak lazım; portföy yönetim şirketlerinin tamamının battığını söylemek doğru olmaz.
SPK’nın yaptığı şey, ilgili şirketlerin belirli fonlarını kapatıp tasfiye sürecine sokmak.
Üstelik hukuken fonun malvarlığı ile portföy yönetim şirketinin kendi malvarlığı birbirinden ayrı şeyler.
Dolayısıyla, portföy yönetim şirketi problem yaşadı diye yatırımcının fonundaki bütün para yok oldu demek doğru değil. Böyle bir mekanizma yok.
Olacak olan şu; tasfiye edilen fonların içindeki hisseler, tahviller, para piyasası araçları vb. satılacak ve elde edilen para yatırımcılara payları oranında dağıtılacak. SPK bunun için Ziraat Bankası ve İş Bankası’nı yetkilendirdi. Sürecin yaklaşık 3 ay içinde tamamlanması öngörülüyor.
Peki yatırımcı zarar edebilir mi?
Evet.
Hem de ciddi miktarda zarar edebilirler.
Çünkü yatırımcıya geri verilecek tutar; fonun bugün tasfiye sırasında gerçekçi biçimde satılabilen varlıklarının değeri olacak.
Misalle daha basitleştirecek olursak; bir fonun defter üzerinde değeri diyelim 10 milyar TL olsun.
Fakat portföyündeki bazı hisseler aslında piyasada ancak, 5 milyar TL karşılığında satılabiliyorsa, yatırımcıların alacağı para 10 milyar değil, masraflar da düşüldükten sonra yaklaşık 5 milyar TL ya da biraz daha az olacaktır.
Dolayısıyla yaklaşık %50 civarında gerçek zarar ortaya çıkabilir. Fakat bugün itibarıyla bütün 131 fon için zarar şu kadar milyar TL diyebileceğimiz kesinleşmiş bir rakam yok. Çünkü tasfiye daha yeni başladı.
Asıl büyük mesele
Bu olay sadece birkaç fonun batması meselesi değil. Çünkü SPK’nın kendi açıklamasından şunu anlıyoruz ; bazı fonların düşük halka açıklık oranına sahip hisselerde ekonomik gerçeklerle açıklanamayacak fiyat hareketleri oluşturduğu tespit edilmiş.
Bu, fonların açıkladığı portföy değeri gerçekten piyasanın gerçek değeri miydi? sorusunu sorduruyor. İşte zurnanın zırt dediği yer de burası.
Çünkü bir varlığın ekranda görünen fiyatı ile o varlığı gerçekten o miktarda satabileceğin fiyat aynı şey demek değildir.
Yani kağıt üzerindeki zenginlik, nakde çevrilebilir zenginlikle aynı şey değildir.
