KÖŞE YAZISI

DÖNÜŞÜMÜN ŞİDDETİ

Abdullah Doğan Abdullah Doğan

Siyasette çıkar ilişkileri elbette vardır.

Güç kazanmak, seçim kazanmak ve iktidara gelmek, bir makam ya da siyasi pozisyon elde etmek belki de kaynaklara erişmek…

Bunların hepsi siyasi davranışı açıklayabilir.

Fakat yalnızca bunlarla açıklayamadığımız bir şey vardır;

'Dönüşümün Şiddeti.'

Eğer mesele yalnızca çıkarsa, insanın dün söylediği sözlerle bugün yaptığı arasında daha ölçülü bir geçiş bekleriz.

Oysa bazı siyasi dönüşümlerde tam tersini görürüz.

Dün çok sert olan, bugün çok sadık olur.

Dün en ağır ithamları yapan, bugün en güçlü savunmayı üstlenir.

Dün “asla” diyen, bugün “tartışmasız” der.

İşte burada pragmatizmin yanına psikolojiyi koymak gerekir.

Çünkü insan yalnızca çıkarını maksimize etmez.

Aynı zamanda kendi geçmişiyle de başa çıkmaya çalışır.

Buradan başka bir ilginç sonuç çıkıyor. Ilımlı eleştiri yapan siyasetçinin gelecekte manevra alanı daha geniştir.

-“Bu konuda size katılmıyorum.”

-“Şu politikanızı yanlış buluyorum.”

-“Bugünkü şu uygulamalarınıza itiraz ediyorum.”

-“Fakat tabii ki yaptığınız doğruları da görüyor ve takipçisi olacağımızı söylüyorum.”

Bu cümleler yarının ittifakına kapıyı açık bırakır. Siyasetçi yarın fikrini değiştirdiğinde geçmişiyle savaşmak zorunda kalmaz.

Fakat;

-“Bunlar ülke için en büyük tehdittir.”

-“Bunlarla aynı masaya oturulamaz.”

-“Bunların yaptığı hiçbir şey kabul edilemez.”

gibi mutlak ifadeler kullanmışsanız, yarın aynı masaya oturduğunuzda ciddi bir psikolojik ve siyasi maliyet ortaya çıkar.

Bu nedenle ortaya şöyle bir paradoks çıkabilir; Siyasette ölçülü muhalefet, gelecekte daha fazla hareket alanı bırakır; aşırı sert muhalefet ise dönüş halinde daha sert bir kırılma yaratabilir...

Siyasetin en tehlikeli kelimelerinden biri “asla”dır.

Çünkü siyaset değişkenlerin oyunudur. Bugünün düşmanı yarının müttefiki olabilir. Bugünün müttefiki yarının rakibi olabilir. Bugünün devlet politikası yarının tartışma konusu olabilir. Bugünün siyasi doğrusu yarının siyasi yanlışı olabilir.

Bu nedenle tecrübeli siyasetçi kesin hükümlerden çok, şartlara bağlı hükümler kurar.

Çünkü siyasette kapıyı tamamen kapatmak, yarın kapının açılmasını zorlaştırır.

Büyük siyasetçiler bu yüzden bazen rakiplerine bile belirli bir hareket alanı bırakırlar.

Çünkü bilirler ki; siyaset düşman üretme sanatı değil, seçenek üretme sanatıdır...

Burada kavramı dikkatli kullanmak gerekir. Her siyasi katılımı teslimiyet olarak tanımlamak da doğru olmaz.

Bazı insanlar gerçekten fikir değiştirir.

Bazıları geçmişte yanlış değerlendirme yaptığını fark eder.

Bazıları ülkenin koşullarının değiştiğine inanır.

Bazıları siyasi pozisyonunu yeniden tanımlar.

Bazıları da yalnızca yeni bir siyasi strateji benimser.

Dolayısıyla burada teslimiyet kelimesini hukuki veya ahlaki bir hüküm olarak değil, siyaset psikolojisini tarif eden bir kavram olarak kullanmak daha doğru olur.

Bu içeriği paylaş