KÖŞE YAZISI

Şükür Orucu ve Nafile Oruçların Faziletleri

Muhammed Adıgüzel Muhammed Adıgüzel

Nafile oruç, farz olan Ramazan orucunun dışında, kulun kendi gönül isteğiyle tuttuğu gönüllü oruçtur. Bu oruçlar, farzların eksiklerini tamamlayan, kulu Rabbine yaklaştıran birer manevi sermayedir. Bir kısmı belirli günlere mahsustur, bir kısmı ise kişinin dilediği zaman tutabileceği serbest oruçlardır. Ortak yönleri, insanı nefsine hâkim kılıp gönlünü inceltmeleridir.

Sünnette teşvik edilen nafile oruçların başında Pazartesi ve Perşembe oruçları gelir. Peygamber Efendimiz amellerin bu günlerde Allah'a arz edildiğini bildirmiş ve oruçlu olarak bu arzı karşılamayı sevmiştir. Ayrıca her ayın ortasındaki üç güne denk gelen "eyyam-ı bîd" (ay ışığının bol olduğu günler) oruçları da düzenli tutulabilecek güzel bir alışkanlıktır.

Özellikle faziletli olan günler de vardır. Aşure günü ve öncesindeki gün, Arefe günü ve Muharrem ayının oruçları hadislerde ayrıca övülmüştür. Arefe günü orucunun bir önceki ve bir sonraki yılın günahlarına keffaret olacağının müjdelenmesi, bu günlerin manevi değerini gösterir. Şevval ayında tutulan altı gün oruç ise Ramazan'ı tamamlayan bir sünnet olarak tavsiye edilir.

"Şükür orucu" tabiri, bir nimete kavuşan kulun teşekkürünü ibadetle ifade etmesini anlatır. Hz. Peygamber, kendisine bir sevap ulaştığında şükür secdesi yaptığı gibi, mümin de bir hastalıktan kurtulunca, bir sıkıntı geçince ya da bir müjde alınca oruç tutarak minnetini gösterebilir. Böylece nimet, sadece dille değil, bedenle de tasdik edilmiş olur.

Nafile oruca başlarken ölçü, istikrar ve samimiyettir. Az ama devamlı yapılan amel, çok ama kesintili olandan hayırlıdır. Haftada bir günle başlayıp gönül alıştıkça artırmak, hem bedeni hem ruhu yormadan bu güzel âdeti kalıcı kılar. Niyeti halis tutmak ise bu ibadetin ruhudur; çünkü oruç, sadece Allah için tutulan gizli bir kulluktur.

Bu içeriği paylaş