Peygamberimizin Evdeki Hali: Ev İşinde Yardımlaşmanın Sünneti
Hz. Aişe validemize bir gün, Peygamber Efendimizin evde ne yaptığı soruldu. Verdiği cevap sade ama derin anlamlıydı: Ailesinin hizmetinde bulunurdu, namaz vakti gelince de namaza çıkardı. Âlemlere rahmet olarak gönderilen Efendimiz, evinin içinde ev halkından biri gibi yaşar, işi paylaşmaktan çekinmezdi.
Rivayetlere göre Efendimiz elbisesini kendisi yamar, ayakkabısını kendisi tamir eder, koyununu sağar, kendi işini kendisi görürdü. Bu davranışlar onun tevazusunun ve aile hayatına verdiği değerin göstergesiydi. Ev işini sadece bir tarafa yüklenmiş bir görev olarak gören anlayış, bu sünnetin karşısında ayakta durmakta zorlanır.
Bir hadis-i şerifte, insanların en hayırlısının ailesine karşı en hayırlı olanı olduğu bildirilir ve Efendimiz kendisinin de ailesine karşı en hayırlı olan olduğunu söyler. Evin içindeki iyilik, dışarıda gösterilen nezaketten daha samimi bir ölçüdür. Çünkü insan, en rahat olduğu yerde gerçek karakterini ortaya koyar.
Kızı Hz. Fatıma, değirmen çevirmekten ellerinin yorulduğunu söyleyip babasından bir yardımcı istediğinde, Efendimiz ona ve Hz. Ali'ye yatmadan önce otuz üçer kez Sübhanallah ve Elhamdülillah, otuz dört kez de Allahu Ekber demelerini öğretti ve bunun bir hizmetçiden daha hayırlı olduğunu söyledi. Bu öğüt, yorgunluğun manevi bir tesellisi ve aileye güç veren bir zikir mirasıdır.
Kış akşamlarında sofrayı birlikte kurmak, bulaşığı paylaşmak, hasta eşe ya da yaşlı anneye bir bardak çay hazırlamak küçük ama sünnete uygun adımlardır. Evde yardımlaşan eşler, çocuklarına da sorumluluğu ve saygıyı en güzel şekilde öğretmiş olur. Sünnet sadece camide değil, mutfakta ve oturma odasında da yaşanır.
