KÖŞE YAZISI

HAYAL SATMAYIN

Abdullah Doğan Abdullah Doğan

Gençliğimde 6 yıl yaşadığım İsviçre güzel bir ülke...

Ama kusursuz değil.

Türkiye’nin sorunları var. Ama yaşanmaz bir ülke de değil.

Son yıllarda sosyal medyada bir “İsviçre güzellemesi” furyası var...

“Günlük maaşla iPhone alanlar.”

“Bir haftalık maaşla araba alanlar.”

“Türkiye’de bir saat çalışan ne alıyor, İsviçre’de ne alıyor?”

Bir de İsviçre’ye daha yeni gelmiş, yada hiç gelmemiş, ülkenin çalışma hayatını, vergisini, sağlık sistemini, kiralarını ve bürokrasisini yaşamamış bazı kişiler kısa sürede “İsviçre uzmanı” kesiliyor...

Gelen elbette gördüğünü anlatsın, buna itirazım olmaz.

Ama birkaç güzel manzarayı, ilk maaşı veya market alışverişini bütün İsviçre’nin gerçeği gibi sunmak başka bir şey.

Maaşı anlatıyorsanız gideri de anlatın.

“İsviçre’de bilmem kaç bin frank maaş alıyorum” demek güzel.

Peki kira?

Sağlık sigortası?

Vergi?

Market?

Ulaşım?

Kreş?

Araba, otopark, sigorta?

Ay sonunda o bilmem kaç bin franktan geriye ne kalıyor?

Satın alma gücü yalnızca bir iPhone’un fiyatını maaşa bölerek hesaplanmaz.

Ben yaklaşık 47 yıldır İsviçre’de nasıl yaşanıyor biliyorum. İsviçre’yi kötülemek gibi bir derdim de yok.

Tam tersine; İsviçre güzel, güvenli, düzenli ve doğası muhteşem bir ülke. Çalışan ve hayatını doğru planlayan insanlar için önemli imkânlar sunuyor.

Ama hayat burada da 30 saniyelik Reels veya TikTok videolarından ibaret değil.

Elbette İsviçre’de 35 bin frank kazanan da vardır, 100 bin kazanan da.

Ama kaç kişi?

Nasıl Türkiye’ye tatile gidip kafeleri ve restoranları dolu görünce “Türkiye’de herkes zengin” demek yanlışsa, İsviçre’de birkaç yüksek gelirli insanı gösterip “Burada hayat böyle” demek de yanlıştır.

Gerçek İsviçre daha sıradan.

İnsanların büyük bölümü sabah kalkıyor, işe gidiyor; 4, 5, 6 bin frank civarında maaşlarla hayatını sürdürüyor. Kirasını, sağlık sigortasını ve vergisini ödüyor, ay sonundaki hesabını yapıyor.

Bence İsviçre’nin asıl başarısı herkesin çok para kazanması değil; geniş bir kesimin çalışarak düzenli, güvenli ve belirli bir standartta hayat kurabilmesidir.

Ama konut sıkıntısını, yüksek kiraları, sağlık sigortası primlerini, çocuk bakım maliyetlerini, dil sorununu, yalnızlığı ve yabancı olarak karşılaşabileceğiniz zorlukları da anlatmak gerekir.

Sosyal medyanın başka bir sorunu daha var: İnsanlar çoğu zaman gerçeği değil, duymak istediklerini izliyor.

“İsviçre cennet, burada herkes zengin” dediğinizde beğeni geliyor.

Bir de bunun tam tersi var:

“Avrupa bitti.”

“Almanya battı.”

“Millet aç.”

“Avrupa bizi kıskanıyor.”

Bu da aynı derecede yanlış.

Avrupa’nın ekonomik, göç, konut, sağlık ve emeklilik sorunları var. Ama sorunları anlatmak başka, “Avrupa tamamen bitti” demek başka.

Ben ne Avrupa’yı batıranları anlayabiliyorum ne de Avrupa’yı cennete çevirenleri.

İkisi de gerçeğe zarar veriyor.

İsviçre’nin dağlarını, göllerini, düzenini, güvenliğini ve iyi maaşlarını anlatın.

Ama kirasını da, sigortasını da, vergisini de, iş bulmanın ve dil bilmeden yaşamanın zorluğunu da anlatın.

İyisini de anlatın, kötüsünü de...

Bu içeriği paylaş