CUMHURİYETİN İKİNCİ YÜZYILI: YENİ DEVLET, YENİ SİYASAL SÖZLEŞME
Eğer Cumhuriyet’in ikinci yüzyılı gerçekten birinci yüzyıldan farklı olacaksa, yalnızca siyasi iktidarların değişmesi yeterli değildir.
Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu şey bir hükümet programından daha büyük, bir seçim beyannamesinden daha kapsamlı bir dönüşümdür.
Bu dönüşüm; devletin işleyiş kodlarının yeniden tasarlanmasıdır.
Çünkü güçlü devlet yalnızca güçlü ordu, güçlü ekonomi ya da güçlü lider demek değildir.
Gerçek anlamda güçlü devlet; hukuku güçlü, kurumları güvenilir, ekonomisi öngörülebilir, vatandaşlığı eşit, yönetimi hesap verebilir ve stratejik hedefleri olan devlettir.
Cumhuriyet’in ikinci yüzyılı için ihtiyaç duyulan siyasi-devlet revizyonunun ilk maddesi bu nedenle “ideolojik devletten anayasal devlete” olmalıdır.
Cumhuriyet’in ilk yüzyılında devlet zaman zaman kendisini belirli bir ideolojik çerçevenin koruyucusu olarak gördü.
İkinci yüzyılın Türkiye’sinde ise devletin görevi bir ideolojiyi korumak değil, anayasal düzeni ve vatandaşın haklarını korumak olmalıdır.
Bu, Cumhuriyetçilikten vazgeçmek değildir.
Tam tersine, Cumhuriyet’i daha ileri bir aşamaya taşımaktır.
Devlet; kemalist, muhafazakar, liberal, sosyal demokrat, milliyetçi veya başka bir siyasi kimliğe sahip vatandaş arasında ayrım yapmamalıdır.
Devletin makbul vatandaşı olmamalıdır.
Eşit vatandaşı olmalıdır.
Bu değişimin ikinci ayağı ise “hukuktur.”
Hukuk devleti olmadan güçlü devlet olmaz.
Türkiye’nin ekonomik ve siyasi geleceğinin en kritik meselesi adalettir.
Çünkü yatırımcı için de, girişimci için de, vatandaş için de devletin en önemli özelliği öngörülebilir olmasıdır.
Bir ülkede kanun var ama yargı bağımsızlığı konusunda güven yoksa, anayasa var ama hukuk güvenliği yoksa, kurumlar var ama liyakattan dolayı kararların istikrarından emin olunamıyorsa, ekonomik büyüme kalıcı hale gelemez.