KÖŞE YAZISI

Hayâ Nedir? İmandan Bir Şube Olan Güzel Duygu

Muhammed Adıgüzel Muhammed Adıgüzel

Hayâ, çoğu zaman utanma duygusuyla karıştırılan, ancak ondan çok daha derin bir kavramdır. Sözlükte "utanmak, çekinmek" anlamına gelen hayâ, terim olarak; kişiyi çirkin söz ve davranışlardan alıkoyan, güzel olanı yapmaya yönelten manevi bir haslettir. Bir hadis-i şerifte hayânın imandan bir şube olduğu bildirilmiş, böylece hayâ ile iman arasındaki köklü bağ ortaya konmuştur.

Hayânın en yüksek derecesi, Allah'a karşı duyulan hayâdır. Kul, kendisini her an gören ve bilen Rabbine karşı utanç duyduğunda, kimsenin görmediği yerde bile günahtan kaçınır. Bu, dışarıdan bir denetime ihtiyaç duymadan kişinin kendi vicdanıyla doğru yolda kalmasını sağlar. Gerçek takva, işte bu iç denetimden beslenir.

Hayânın bir diğer boyutu, insanlara karşı gösterilen edeptir. İnsanın büyüklerine saygıda, sözünde ve giyiminde ölçülü olması, başkalarını rahatsız edecek davranışlardan uzak durması bu tür hayânın yansımasıdır. Bir de kişinin kendine karşı hayâsı vardır ki, bu da insanın kendi değerini bilerek onur kırıcı hâllerden sakınmasıdır.

Önemli bir husus, hayânın çekingenlik ya da pasiflik olmadığıdır. Peygamber Efendimiz, hakkı söylemekten çekinmemiş, ancak daima edep ölçüsünü korumuştur. Dolayısıyla hayâ, doğruyu söylemeye engel değil; onu güzel bir üslupla söylemenin adıdır. Utanma yüzünden gerekli soruyu sormamak veya hakkı savunmamak, hayânın kendisi değil, yanlış anlaşılmasıdır.

Hayâ, kaybolduğunda kişiyi her türlü çirkinliğe açık bırakan bir kalkandır. "Utanmadıktan sonra dilediğini yap" hadisi, bu kalkanın önemini çarpıcı biçimde anlatır. Hayâ duygusunu korumak ve çocuklara kazandırmak, hem bireyin hem toplumun ahlaki sağlığı için hayati bir sorumluluktur.

Bu içeriği paylaş