KÖŞE YAZISI

Bayram Sabahı Adabı ve Bayramlaşmanın Önemi

Muhammed Adıgüzel Muhammed Adıgüzel

Bayram, İslam'da sevincin ibadetle taçlandığı özel günlerdir. Ramazan Bayramı bir aylık orucun ardından gelen şükür sevinci, Kurban Bayramı ise teslimiyet ve fedakârlığın nişanesidir. Bu günler, bireysel mutluluğun toplumsal bir kaynaşmaya dönüştüğü, gönüllerin birbirine yaklaştığı rahmet vesileleridir. Bayramın edebini bilmek, onu gerçek anlamıyla yaşamanın anahtarıdır.

Bayram sabahının kendine has bir adabı vardır. Erken kalkmak, gusül abdesti almak, temiz ve güzel giyinmek, güzel koku sürünmek sünnettendir. Ramazan Bayramı'nda bayram namazına gitmeden önce birkaç hurma veya bir şey yemek, Kurban Bayramı'nda ise ilk lokmayı kurban etinden yemek üzere namazdan sonraya bırakmak müstehaptır. Bayram namazına giderken bir yoldan gidip başka bir yoldan dönmek de Peygamberimizin güzel bir âdetidir.

Bayram namazı, cemaatle kılınan ve tekbirlerle bezenmiş coşkulu bir ibadettir. Camiye giderken yol boyunca getirilen bayram tekbirleri, şehrin manevi havasını yükseltir. Bu tekbirler, sevincimizin kaynağının dünyevi değil ilahi olduğunu hatırlatır. Namaz sonrası okunan hutbe ve edilen dualar, bayramı bir kulluk şuuruyla taçlandırır.

Bayramlaşmak, bu günlerin en kıymetli meyvesidir. Büyüklerin elini öpmek, küçükleri sevindirmek, akrabaları ve komşuları ziyaret etmek, dargınları barıştırmak bayramın ruhunu oluşturur. Özellikle küskünlüklerin bayram vesilesiyle sona ermesi, İslam'ın kardeşlik ve merhamet ölçüsünün en güzel tezahürüdür. Bir tebessüm, bir hâl hatır sorma çoğu zaman yılların soğukluğunu eritir.

Bayramı unutulanları hatırlamak için de bir fırsat bilmeliyiz. Yalnız yaşayan yaşlıları, kimsesiz çocukları, hastaları ve mahzun gönülleri ziyaret etmek, bayram sevincini paylaşmanın en yüce halidir. Gerçek bayram, sadece kendi neşemizi yaşamak değil, bir başkasının yüzünü de güldürebilmektir. Böylece bayram, bireysel bir kutlama olmaktan çıkıp topluma yayılan bir rahmete dönüşür.

Bu içeriği paylaş