Aşure Günü ve Muharrem Ayının Anlamı
Muharrem, hicri takvimin ilk ayı ve Kur'an'da "haram aylar" diye anılan, savaşın ve zulmün yasaklandığı mübarek aylardan biridir. "Muharrem" kelimesi zaten "saygıya layık, dokunulmaz" anlamını taşır. Bu ay, müminin yeni bir yıla manevi bir muhasebe ve tazelenme ile girmesi için güzel bir fırsat sunar. Peygamber Efendimiz, Ramazan'dan sonra en faziletli orucun Muharrem ayında tutulan oruç olduğunu bildirmiştir.
Aşure günü, Muharrem ayının onuncu günüdür. Bu güne dair pek çok manevi hatıra nakledilmiştir. Rivayetlere göre Hz. Nuh'un gemisinin karaya oturması, Hz. Musa ve kavminin Firavun'un zulmünden kurtuluşu gibi ilahi yardımın tecelli ettiği hadiseler bu güne denk gelmiştir. Bu yönüyle aşure, kurtuluşun ve şükrün günü olarak anılır.
Hz. Musa'nın bu kurtuluşa şükür için oruç tuttuğunu öğrenen Peygamber Efendimiz, "Biz Musa'ya sizden daha yakınız" buyurarak bu günde oruç tutmuş ve müminlere de tavsiye etmiştir. Yahudilere benzememek için de yanına bir gün ekleyerek dokuzuncu ve onuncu ya da onuncu ve on birinci günlerin birlikte tutulmasını öğütlemiştir. Böylece aşure orucu iki güne yayılan bir sünnet halini almıştır.
Aşure gününün bir diğer boyutu ise İslam tarihinin acı bir hatırasıdır. Peygamber Efendimizin torunu Hz. Hüseyin'in Kerbelâ'da şehit edilişi bu güne rastlar. Bu yönüyle aşure, sadece bir şükür günü değil, aynı zamanda zulme karşı hak ve adalet duruşunu hatırlatan bir hüzün ve ibret günüdür. İki duyguyu birlikte taşımak, müminin gönül olgunluğunu gösterir.
Aşure günü etrafında oluşan güzel âdetlerden biri de aşure tatlısı pişirip komşu ve akrabalarla paylaşmaktır. Kaynağı sünnet olmasa da bu paylaşma geleneği, dayanışmayı ve muhabbeti pekiştiren güzel bir kültürel örftür. Aslolan ise bu günü oruç, dua ve tefekkürle, geçmiş bir yılın muhasebesini yaparak değerlendirmektir.
