KÖŞE YAZISI

ANAYASA VE YENİ DÜZEN

Abdullah Doğan Abdullah Doğan

Siyasetin yapısal mekanizmalarını bir araya getirmeye çalışarak bir gelecek tasarımı kuralım.

Turplar zamana yayılarak geldi geliyor...

birinci büyüğü Ekrem İmamoğlu, ikinci büyüğü Mutlak Butlan ise üçüncüsü belki de ana muhalefetten Özgür Özel ve kurucu kadrosunun dokunulmazlıklar üzerinden yargı önüne çıkması, bu yolla devlet nizamının gücünü tahkim etme ve muhalefeti belli bir çizgiye getirme planının nihai halkası olabilir.

Mevcut dengeleri çok katmanlı bir senaryo ile hem ekonomik hem de siyasi dinamikler açısından analiz etmemizde fayda var:

Normal şartlarda ana muhalefet liderinin dokunulmazlığının kaldırılması gibi radikal bir siyasi hamle, yabancı sermaye çıkışını tetikleyebilecek ve bir öngörülemezlik şoku yaratabilir.

Ancak Merkez Bankası'nın bir süredir agresif şekilde tahkim ettiği net rezervler, tam da bu tarz kontrollü siyasi türbülans dönemlerinde kur şoklarını göğüslemek ve piyasayı dengelemek için bir hava yastığı olarak kullanılabilir.

İktidar, siyasi faturayı keserken ekonomik maliyeti bu rezerv kalkanıyla sönümleyebileceğine güveniyor olabilir.

Adliye operasyonlarıyla muhalefet dizayn edildikten ve alan temizlendikten sonra, oyunun ikinci perdesi olan "Müesses nizamın restorasyonu ve yeni anayasa" aşamasına geçilmesi, uygun bir akış içerisinde aktörler şöyle sıralanabilir: Türkiye’nin yapısını düşündüğümüzde;

-Birinci aktör, CHP İçindeki devletçi kanat, İmamoğlu ve Özel’in devre dışı kaldığı ya da oyun alanının daraldığı bir senaryoda, CHP içinde ulusalcı,devletçi refleksleri güçlü, "Devletin bekası ve kurucu felsefe" çizgisini savunan grup(lar) öne çıkarılabilir ve yeni anayasa masasına oturmaya ikna edilebilir...

İkinci aktör, Merkez Sağ ve Kürt Siyaseti Dengesi, değişen bölgesel jeopolitik ve içerideki ekonomik tıkanıklık, bölgesel riskleri yönetmek adına, iktidarı hem Kürt siyasetiyle hem de merkez sağ unsurlarla yeni bir toplumsal sözleşme aramaya itebilir...

Fakat yine de ekonomik ve siyasi güven tazelemeye ihtiyaç olacaktır.

Zira mevcut ekonomi kadrosu yapışık bir enflasyonla mücadelede yetersiz kalıyor algısı kamuoyunda hayli yerleşmiş durumda.

Bu projeksiyonun en can alıcı noktası burası...

Burada "uluslararası piyasalara kurumsal güvenceler" vermek adına başka bir hamleye ihtiyaç olacaktır.

Hem Batı sermayesi için bir çıpa, hem muhafazakar merkez sağ seçmen için bir köprü, hem de ekonominin sıcak siyasetten bağımsız yönetildiğinin bir kanıtı olarak işlev görecek bir düzenleyici hamleden bahsediyorum.

Bu, aynı zamanda içerideki yargısal sertliğin dışarıya karşı "ekonomide yenilenme" ambalajıyla dengelenmesi demek olacaktır...

Peki bu satrançta hiç mi risk yok?

Son derece stratejik hamlelerle dolu görünen satranç tahtasında oyunun seyrini değiştirebilecek birkaç risk faktörünü de göz ardı etmemek gerekir:

İmamoğlu ve mutlak butlan kararlarından sonra, Özgür Özel ve yönetimine yönelik topyekün bir yargı hamlesi, muhalif seçmende bir öğrenilmiş çaresizlik mi yaratır, yoksa muhalefet tabanını tamamen konsolide edip erken seçim baskısını toplumsal bir patlamaya mı dönüştürür?

Bu çizginin çok hassas ölçülmesi gerekmektedir.

Kısacası; senaryo, devletin "önce alanı adliye ile temizle, sonra rasyonel ve kapsayıcı bir vizyonla sistemi yeniden kur" düşüncesine uygun görünüyor.

İktidarın elindeki merkez bankası rezerv gücü ve bürokratik hakimiyeti bu planı masaya koyabilir.

Bu içeriği paylaş