AK PARTİ DÖNEMİNİN 7 SÜTUNU
Türk siyasal hayatının son 20-25 yılını güç dengeleri, toplumsal mühendislik ve stratejik öncelikler açısından özetleyen bir analiz okudum...
Sizlere de özetliyorum...
Tayyip bey ve arkadaşlarının en stratejik hamleleri şunlardır:
1- 'Medya Karteli'nin tasfiye edilmesi ve karşı güç Oluşturulması;
1990’larda Türkiye’de medya sadece haber üreten bir sektör değildi; aynı zamanda siyasal güç üreten bir aktördü.
İktidarların meşruiyetini etkileyebiliyor, koalisyonları şekillendirebiliyordu.
AK Parti bunun farkına erken vardı ve alternatif medya ekosistemi oluşturdu. Çünkü siyasette gündem belirleme kapasitesi, iktidarda kalmanın ön koşuludur.
Alternatif medya ekosisteminin kurulması, siyasi söylemin merkezden yönetilmesini sağladı.
2- İlk yıllardaki AB Süreci;
Mükemmel bir meşruiyet ve kalkan hamlesiydi.
İçeride bürokratik vesayet ve yargı ile mücadele ederken, dışarıda AB reformları söylemi sayesinde hem Batı'nın desteğini aldı hem de reform paketleri aracılığıyla vesayet organlarının yetkilerini tırpanladı.
Bugün birçok kişi bunu sadece dış politika başlığı olarak görüyor ama aslında bu, 2002-2007 döneminde içeride reform yapabilmenin en güçlü meşruiyet kaynağıydı.
AB süreci; askeri vesayetin gerilemesini, ekonomik güvenin artmasını, yabancı sermaye girişini ve hukuk reformlarını aynı anda destekledi.
3- 27 Nisan E-Muhtırası ve erken seçim;
Türk demokrasi tarihinin en kritik kırılma noktalarından biridir.
Sivil siyasetin askeri muhtıraya ilk kez açıkça "Hayır" deyip sandığı işaret etmesi, hem siyasi rüştün ispatı oldu hem de 2007 seçimlerinde ezici bir halk desteğine dönüştü.
Bu hamle belki de dönüm noktasıdır.
O gün geri adım atılsaydı Türkiye’nin siyasi tarihi tamamen farklı yazılabilirdi. Erken seçim kararı vesayet ile sandık arasındaki mücadelede “hakem millet olsun” tercihini ifade ediyordu.
4- Askerî Vesayetin Sona Ermesi;
Devlet mimarisinin kökten değişimidir. Genelkurmay’ın Milli Savunma Bakanlığı’na bağlanması ve askeri yargının kaldırılması gibi adımlarla, cumhuriyet tarihi boyunca siyasete müdahale eden ana eksen tamamen sivil denetime alındı.
Bugün geldiğimiz noktada Genelkurmay’ın sivil otoriteye bağlanması gerçekten Cumhuriyet tarihindeki en büyük dönüşümlerden biridir.
5- Muhafazakâr Kesimin Kazanımları ve Başörtüsü;
Yıllardır sistemin çeperinde tutulan geniş bir kitlenin devlete ve Kamusal Alana entegrasyonu sağlandı.
Bu hamle, hem toplumsal adalet hissi yarattı hem de muhafazakâr seçmen ile iktidar arasında kopmaz bir duygusal ve sosyolojik bağ kurdu.
Bence bu yalnızca kültürel değil sosyolojik bir dönüşümdür.
2002 sonrası dönemde; eğitim, kamu istihdamı, girişimcilik ve sermaye birikimi alanlarında muhafazakâr kesimin yükselişi yaşandı.
Bu dönüşüm Türkiye’nin siyasal sosyolojisini değiştirdi.
6- Savunma Sanayiinde Yerlileşme;
Dış politikada özerklik sağlayan ve ideolojiler üstü kabul gören en somut hamledir. Sadece askeri bağımlılığı azaltmakla kalmadı; İHA/SİHA ve milli projeler üzerinden toplumsal özgüveni tazeleyen güçlü bir "Milli Beka ve Güç" anlatısı üretti.
Özellikle son 15 yılda; İHA/SİHA, deniz platformları, füze sistemleri, elektronik harp ve mühimmat alanlarında ciddi kapasite oluştu...
Böylece tam bağımsızlığın arefesinde “kritik bağımlılıkların azaltılması” sağlanmış oldu...
7- Altyapı, Karayolları ve Havalimanı Ağları;
"Hizmet siyaseti" anlayışının vitrinidir. Anadolu'nun merkeze bağlanması, iç turizmi ve ticareti canlandırmanın da ötesinde, seçmenin günlük hayatında doğrudan dokunabildiği ve hissettiği en somut kalkınma göstergesi oldu.
Karayolu, hızlı tren, havalimanı yatırımları sadece ulaşımı değil; iç ticareti, turizmi, iş gücü hareketliliğini ve bölgesel entegrasyonu etkiledi.
Türkiye’nin ekonomik coğrafyası ciddi biçimde değişti.