KÖŞE YAZISI

Zikir Çekmenin Kalbe Etkisi ve Faziletli Zikirler

Muhammed Adıgüzel Muhammed Adıgüzel

Zikir, Allah'ı anmak, O'nu dil ve gönülle sürekli hatırda tutmak demektir. Kur'an-ı Kerim'de "Beni zikredin ki ben de sizi zikredeyim" buyrulur; bu ayet, kulun Allah'ı anmasına karşılık Rabbimizin de o kulu anacağını müjdeler. Zikir, ibadetlerin en kolayı, fakat en tesirlilerinden biridir; çünkü her an, her yerde, ayakta ya da otururken yapılabilir.

Zikrin kalbe en büyük etkisi, ona huzur ve sükûnet vermesidir. Ra'd Suresi'nde "Dikkat edin! Kalpler ancak Allah'ı anmakla huzur bulur" buyrulur. Modern hayatın getirdiği kaygı, gerginlik ve tükenmişlik karşısında zikir, gönlü yatıştıran manevi bir sığınaktır. Allah'ı anan kalp yalnızlık hissetmez; çünkü her an Rabbiyle bağ halindedir.

Zikir, kalbi manevi kirlerden de temizler. Nasıl demir zamanla paslanırsa, gaflet içinde kalan kalp de kararır; onun cilası ise Allah'ı anmaktır. Düzenli zikir, kalbi diri tutar, insanı kötülüklerden alıkoyar ve iyiliğe meyilli hale getirir. Zikirle meşgul olan bir gönül, dünyanın geçici süslerine kolay kolay aldanmaz.

Faziletli zikirlerin başında "Sübhânallah, Elhamdülillah, Allâhü Ekber" gelir. Peygamberimiz namazlardan sonra bu zikirlerin belli sayılarda çekilmesini tavsiye etmiştir. "Lâ ilâhe illallah" tevhidin özü, "Estağfirullah" tövbe ve bağışlanma kapısı, "Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh" ise güç ve teslimiyetin ifadesidir. Salavat getirmek de en faziletli zikirlerdendir ve Peygamber Efendimize duyulan sevginin göstergesidir.

Zikri hayatın bir parçası yapmak için büyük bir vakte ihtiyaç yoktur. Yürürken, işe giderken, bir işi beklerken dilimizi Allah'ı anmakla meşgul edebiliriz. Önemli olan, zikri sadece dille değil, kalple de yapmaktır; yani söylediğimiz sözün manasını hissetmektir. Böyle yapılan zikir, hem sevap kazandırır hem de gönlü nurlandırır. Zikir, Allah ile kul arasındaki en tatlı ve en kesintisiz sohbettir.

Bu içeriği paylaş