KÖŞE YAZISI

Yemek Duası ve Sofra Adabı Üzerine

Muhammed Adıgüzel Muhammed Adıgüzel

Sofra, sadece karın doyurulan bir yer değil; şükrün, paylaşımın ve nezaketin bir arada yaşandığı bereketli bir buluşmadır. İslam, yeme içme gibi en tabii ihtiyaçları bile bir edep ve şuur çerçevesine oturtur. Böylece sıradan bir öğün, Allah'ın nimetlerini hatırlama ve O'na şükretme vesilesine dönüşür. Yemek duası ve sofra adabı, işte bu şuurun gündelik hayattaki en somut yansımasıdır.

Yemeğe başlarken "Bismillah" demek, sofra adabının ilk ve en önemli adımıdır. Bu kısa cümle, önümüzdeki rızkın Allah'tan geldiğini ve O'nun adıyla başladığımızı ifade eder. Şayet başta unutulursa, hatırlanınca "Bismillâhi evvelehû ve âhirahû" denilmesi tavsiye edilmiştir. Yemek sağ elle ve önümüzden yenir; Efendimiz, küçük yaştaki bir çocuğa bu inceliği nazikçe öğretmiştir. Bu ölçüler, hem hijyeni hem de nezaketi gözetir.

Yemekten sonra Allah'a hamd etmek, nimetin şükrünü tamamlar. "Elhamdülillah" diyerek doyduğumuz için şükretmek, nimeti veren gücü unutmamak anlamına gelir. Peygamber Efendimiz, kulun bir lokma yiyip ardından Allah'a hamd etmesinden, bir yudum su içip şükretmesinden O'nun razı olduğunu bildirmiştir. Böylece küçük bir dua, koca bir öğünü ibadete çevirir.

Sofra adabı, yalnız dua ile sınırlı değildir. Nimete saygı göstermek, ekmeği israf etmemek, tabakta yemek bırakmamaya özen göstermek, tokken sofraya oturmamak ve az yemenin faziletini gözetmek bu edebin parçalarıdır. Efendimiz, insanoğlunun midesinden daha kötü bir kap doldurmadığını; birkaç lokmanın belini doğrultmaya yeteceğini hatırlatarak ölçülü olmayı öğütlemiştir. Bu, hem beden sağlığı hem de gönül disiplini için değerli bir ölçüdür.

Sofranın bir de paylaşım boyutu vardır. Yemeği birlikte yemek bereketi artırır; misafiri, komşuyu ve muhtacı sofraya çağırmak sevgiyi çoğaltır. Aile bireylerinin aynı sofrada buluşması, gün içinde dağılan gönülleri yeniden bir araya getirir. Yemek duasını çocuklara öğretmek, onlara hem şükrü hem de nezaketi küçük yaşta kazandırır. Böylece sofra, karın doyuran bir mekân olmaktan çıkar; şükrün, edebin ve muhabbetin paylaşıldığı manevi bir buluşmaya dönüşür.

Bu içeriği paylaş