KÖŞE YAZISI

Yetişkinlikte Çocukluk Travmalarıyla Yüzleşmek

Afşin Kara Afşin Kara

Birçok yetişkin, bugün yaşadığı öfke patlamalarının, ilişki korkularının ya da kendini sürekli kanıtlama ihtiyacının kökenini fark etmeden taşır. Oysa bu kalıpların önemli bir kısmı çocuklukta, henüz kelimelerin bile yetmediği bir dönemde kurulmuştur. Çocukluk travması yalnızca büyük felaketlerle değil; süreğen ihmal, duygusal yalnızlık ya da koşullu sevgi gibi 'sessiz' deneyimlerle de oluşabilir.

Önce şunu netleştirmek gerekir: geçmişle yüzleşmek, anne babayı suçlamak ya da onları kötü ilan etmek değildir. Amaç, bugünkü davranışlarımızın kökenini anlayarak onların esiri olmaktan çıkmaktır. Bir yarayı görmek, onunla barışmanın ilk koşuludur; görülmeyen yara sessizce yönetmeye devam eder.

Yüzleşmenin işe yarayan yolu, tetiklendiğiniz anları fark etmekle başlar. Beklenmedik ölçüde şiddetli bir tepki verdiğinizde -örneğin küçük bir eleştiriye orantısız öfkelendiğinizde- durup 'bu his kaç yaşında?' diye sormak güçlü bir tekniktir. Çoğu zaman o an tepki veren, yetişkin siz değil, incinmiş çocuk halinizdir. Bu farkındalık, tepki ile davranış arasına küçük ama kritik bir boşluk açar.

İkinci adım, o çocuğa bugün ihtiyaç duyduğu şeyi vermektir. Kendine sert davranmak yerine, aynı durumdaki bir çocuğa göstereceğiniz şefkati kendinize göstermek, iç dünyada yeni bir ilişki kurar. Bu, öz-şefkat denen ve iyileşmenin merkezinde yer alan beceridir. Ayrıca geçmişi bir hikâye olarak yazmak, güvenilir biriyle konuşmak ya da bir uzmandan destek almak, dağınık anıları anlamlı bir bütüne dönüştürür.

Unutulmaması gereken şu: çocuklukta olanları değiştiremezsiniz, ama onların bugününüz üzerindeki hâkimiyetini değiştirebilirsiniz. Yüzleşme cesaret ister çünkü bir süre acıtır; fakat kaçış, acıyı yalnızca erteler ve büyütür. İyileşme, geçmişi silmek değil, ona bugünün yetişkin gözüyle yeniden bakabilmektir. Bu bakış, kişinin hem kendisiyle hem de kendi çocuğuyla kuracağı ilişkiyi kökten dönüştürür.

Bu içeriği paylaş