Ruminasyon: Zihnin Aynı Düşünceyi Geceler Boyu Çiğnemesi
Saat gecenin ikisi. Gün içinde iş yerinde söylenen bir cümle, bir arkadaşın soğuk bakışı ya da yıllar önce verilmiş bir karar zihninizde yeniden ve yeniden oynuyor. Her tekrarda aynı soruları soruyor, aynı sonuçlara varıyorsunuz. Psikolojide buna ruminasyon, yani zihnin bir düşünceyi geviş getirir gibi durmadan çiğnemesi denir.
Ruminasyon ilk bakışta bir problem çözme çabası gibi görünür. Kişi 'Bunu iyice düşünürsem anlarım, rahatlarım' diye düşünür. Ancak bu düşünme biçimi çözüme değil, aynı noktada dönüp durmaya yol açar. 'Neden hep ben?', 'Keşke öyle demeseydim' gibi sorular yanıt üretmez; yalnızca üzüntüyü ve kaygıyı derinleştirir.
Ruminasyonu yapıcı düşünmeden ayıran şey, bir eyleme varıp varmadığıdır. Yapıcı düşünce 'Bu durumda ne yapabilirim?' sorusuyla ilerler ve bir adım üretir. Ruminasyon ise 'Bu neden oldu, ne anlama geliyor?' sorusunda takılı kalır. Kendinize 'Bu düşünce beni bir karara yaklaştırıyor mu?' diye sormak, hangisinin içinde olduğunuzu anlamanıza yardım eder.
Döngüyü kırmanın birkaç yolu vardır. Düşünceleri kâğıda dökmek, zihindeki dağınık sesi somutlaştırır ve çoğu zaman tekrarı azaltır. Kendinize gün içinde kısa bir düşünme zamanı ayırıp gece gelen düşünceyi oraya ertelemek de işe yarar. Bedeni harekete geçiren basit bir yürüyüş ya da dikkat gerektiren bir uğraş, zihnin aynı yolda dönmesini yavaşlatır.
Ruminasyon haftalarca sürüyor, uykunuzu, iştahınızı ve gündelik işlerinizi etkiliyorsa bunu yalnızca bir alışkanlık olarak görmemek gerekir. Böyle durumlarda bir ruh sağlığı uzmanından destek almak, döngünün altında yatan duyguları anlamak için değerli bir adımdır. Zihin bir düşünceye tutunduğunda, ona her seferinde eşlik etmek zorunda değiliz.
