Ergenin Kapalı Kapısı: Mahremiyet İhtiyacı Ne Zaman Endişe Konusu Olur?
Daha dün her şeyini anlatan çocuğunuz bir sabah odasının kapısını kapatıp 'Girmeden önce çalar mısın?' dediğinde, içinizde bir şey burkulabilir. Pek çok anne baba bu anı bir reddediliş gibi yaşar. Oysa ergenlikte mahremiyet ihtiyacının artması, sağlıklı gelişimin en doğal işaretlerinden biridir.
Ergen, ailesinden ayrı bir birey olduğunu keşfetmektedir. Kendi düşüncelerini, duygularını ve sırlarını taşıyabileceği bir alan, bu bireyselleşmenin zeminidir. Odası, günlüğü, telefonu artık onun iç dünyasının uzantısıdır. Bu alana izinsiz girilmesi, yetişkinin sandığından çok daha derin bir güven kırılması olarak yaşanır.
Mahremiyete saygı, ilgisizlik anlamına gelmez. Kapıyı çalmak, çekmeceleri karıştırmamak, telefonu gizlice okumamak sınırları tanımaktır; ama ergenin hayatını merak etmeyi bırakmak gerekmez. Yemekte, yolda, akşam çayında açık uçlu sorularla ilgilenmeye devam etmek, kapı kapalıyken bile köprünün ayakta kalmasını sağlar. Ergen kendisine saygı gösterildiğini hissettikçe paylaşmaya daha istekli olur.
Elbette her kapalı kapı aynı anlamı taşımaz. Uzun süre odadan hiç çıkmamak, arkadaşlarından da uzaklaşmak, uyku ve iştahta belirgin değişiklikler, okulda ani düşüş ya da umutsuz sözler, yalnızca bir alan ihtiyacından fazlasını gösteriyor olabilir. Böyle durumlarda sessizce beklemek yerine yumuşak ama net biçimde konuşmak ve gerekirse bir ruh sağlığı uzmanından destek almak önemlidir.
Kapalı kapı, ebeveynliğin bittiği yer değil, biçim değiştirdiği yerdir. Ergen, kendi alanına saygı duyulduğunu bildiğinde, ihtiyaç duyduğu an o kapıyı kendisi açar. Anne babanın görevi kapının önünde nöbet tutmak değil, kapı açıldığında orada olmaktır.
