KÖŞE YAZISI

Tevekkül Nedir? Çalışıp Allah'a Güvenmenin Dengesi

Muhammed Adıgüzel Muhammed Adıgüzel

Tevekkül, çoğu zaman yanlış anlaşılan kavramlardan biridir. Kimileri onu tembelliğin, çalışmadan sonucu beklemenin kılıfı sanır. Oysa tevekkülün gerçek anlamı, üzerimize düşen bütün gayreti gösterdikten sonra sonucu Allah'a bırakmak, kalbini O'na bağlamak ve endişeye teslim olmamaktır. Yani tevekkül, çalışmanın karşıtı değil, tam da çalışmanın tamamlayıcısıdır.

Bu dengeyi en güzel anlatan olay, Peygamber Efendimizle bir bedevî arasında geçer. Devesini serbest bırakıp "Allah'a tevekkül ettim" diyen adama Efendimiz, "Önce deveni bağla, sonra tevekkül et" buyurmuştur. Bu kısa öğüt, tevekkülün ne olduğunu bir cümlede özetler: Önce tedbir, sonra teslimiyet. Sebeplere sarılmak tevekküle aykırı değil, onun ön şartıdır.

Gerçek tevekkül, insanın omuzlarındaki gereksiz yükü indirir. Elinden geleni yaptıktan sonra, "Gerisi Allah'ın takdiridir" diyebilen kişi, sonucu kontrol etme takıntısından kurtulur. İş görüşmesine en iyi şekilde hazırlanır, ama kabul edilip edilmemeyi kendine dert etmez; tarlasını eker, ama yağmuru yağdıracak olanın Allah olduğunu bilir. Bu bakış, kaygıyı azaltır ve kalbe huzur verir.

Tevekkül, sonuçlar beklediğimiz gibi çıkmadığında da devreye girer. İnsan bütün gayretini gösterip yine de istediğine ulaşamayabilir. İşte tevekkül sahibi kişi, burada isyana değil teslimiyete yönelir; "Belki de benim için hayırlısı budur" diyerek takdire razı olur. Bu razılık, insanı hayat karşısında kırılgan değil, dayanıklı kılar.

Özetle tevekkül, tembellik değil olgunluktur. Çalışmayı bırakmak değil, çalıştıktan sonra kalbi ferahlatmaktır. Sebepleri yok saymak değil, sebeplerin ötesinde bir Yaratıcının olduğunu bilmektir. Bu dengeyi kuran insan, hem dünya işlerinde elinden geleni yapar hem de gönlünde bir sükûnet taşır. Tevekkül böylece hem başarının hem de iç huzurun anahtarı olur.

Bu içeriği paylaş