KÖŞE YAZISI

Tevazu Nedir? Kibirden Uzak Bir Yaşamın Anahtarı

Muhammed Adıgüzel Muhammed Adıgüzel

Tevazu, insanın haddini bilmesi, sahip olduğu değerleri bir üstünlük vesilesi yapmadan mütevazı bir duruş sergilemesidir. Alçakgönüllülük, kendini olduğundan aşağı göstermek değil; olduğu gibi, gösterişsiz ve iddiasız durabilmektir. İslam ahlakında tevazu, kulun yaratılmışlığını, aczini ve her nimetin Allah'tan geldiğini kavramasının tabii bir sonucudur.

Kibir ise tevazunun tam karşısında durur ve dinimizde en tehlikeli kalp hastalıklarından biri sayılır. Hadis-i şerifte, kalbinde zerre kadar kibir bulunan kimsenin cennete giremeyeceği bildirilmiş; kibrin, hakkı kabul etmemek ve insanları küçük görmek olduğu açıklanmıştır. Demek ki kibir yalnızca büyüklenme değil, aynı zamanda doğruyu duyduğunda inat etmektir.

Tevazuun en güzel örneği Peygamber Efendimiz'dir. O, bir devlet başkanı ve son peygamber olmasına rağmen kendi işini kendi görür, hizmetçisiyle aynı sofraya oturur, çocukların selamını alır, en sade insanla bile gönül alçaklığıyla konuşurdu. Bu tablo, gerçek büyüklüğün makam ve servetle değil, gönlün genişliğiyle ölçüldüğünü gösterir.

Tevazu, insan ilişkilerini yumuşatan görünmez bir bağdır. Mütevazı insanın yanında herkes rahat eder; çünkü o, karşısındakini ezmez, sözünü keser gibi konuşmaz, hatasını kabul etmekten çekinmez. Buna karşılık kibirli insan yalnızlığa mahkûmdur; zira kimse sürekli küçümsendiği bir ortamda kalmak istemez. Tevazu köprü kurar, kibir duvar örer.

Günlük hayatta tevazuu yaşatmak için birkaç somut alışkanlık edinilebilir: Bir başarının ardından "benim sayemde" yerine şükretmek, eleştiriyi savunmaya geçmeden dinlemek, selamı önce vermek, hizmet etmekten onur duymak. Tevazu, kişinin değerini düşürmez; aksine onu hem insanların hem de Allah'ın katında yüceltir. Zira Efendimizin buyurduğu gibi, Allah için alçakgönüllü olanı Allah yükseltir.

Bu içeriği paylaş