KÖŞE YAZISI

Sürekli Onay Arama İhtiyacının Ardındaki Sebep

Afşin Kara Afşin Kara

Bazı insanlar aldıkları her kararın ardından başkalarının yüzüne bakar; bir işi ne kadar iyi yaptıklarını duymadan rahatlayamaz, eleştiriyi bir felaket gibi yaşarlar. Sürekli onay arama ihtiyacı, yüzeyde bir özgüven eksikliği gibi görünse de altında genellikle daha derin bir hikâye vardır: sevginin koşullu olduğu bir geçmiş.

Çocuk, ancak başarılı, uslu ya da yararlı olduğunda ilgi ve sevgi gördüğünde, farkında olmadan şu denklemi öğrenir: 'Değerim, başkalarını memnun etmeme bağlı.' Bu çocuk büyüdüğünde, kendi iç pusulası yerine dışarıdan gelen tepkileri rehber alır. Onay geldiğinde geçici bir rahatlama yaşar; gelmediğinde ise kendini eksik hisseder. Bu döngü yorucudur çünkü başkalarının onayı asla kalıcı bir doyum sağlamaz.

Onay arayışının bir diğer kaynağı eleştiriyle özdeşleşmedir. Çok eleştirilen bir çocukta, iç sesin tonu sert ve yargılayıcı olur. Yetişkin, bu iç sesi susturmak için sürekli dışarıdan olumlama toplamaya çalışır. Ancak dolu bir kova bile delikse, ne kadar su konursa konsun boşalır; asıl mesele deliği, yani içsel değersizlik duygusunu onarmaktır.

Değişim, farkındalıkla başlar. Bir karar öncesi 'ben ne istiyorum?' diye durup sormak, iç pusulayı yeniden devreye sokan basit ama güçlü bir egzersizdir. Küçük tercihlerde -yemek, kıyafet, plan- başkalarına danışmadan seçim yapmayı denemek, özerklik kasını güçlendirir. Ayrıca herkesi memnun etmenin imkânsız olduğunu kabul etmek, kişiyi büyük bir yükten kurtarır.

En kalıcı adım ise onayı içeriden vermeyi öğrenmektir. Bir işi bitirdiğinizde başkasının 'aferin'ini beklemeden kendi çabanızı tanımak, zamanla dışarıya olan bağımlılığı azaltır. Onay ihtiyacı utanılacak bir zayıflık değil, bir zamanlar hayatta kalmak için öğrenilmiş bir stratejidir. Bugün ise o stratejiye artık ihtiyacınız olmadığını fark etmek, özgürleşmenin başlangıcıdır.

Bu içeriği paylaş