KÖŞE YAZISI

Hased (Kıskançlık) Nedir? Kalbi Nasıl Temizleriz?

Muhammed Adıgüzel Muhammed Adıgüzel

Hased, bir başkasında bulunan nimetin ondan gitmesini istemek, onun elindeki iyiliği çekememektir. Gıptadan ayrıldığı nokta tam da burasıdır: Gıpta, "Rabbim bana da ver" derken; hased, "Ondan da al" der. İşte bu incelik, hasedin neden kalbi karartan bir hastalık olarak nitelendiğini açıklar. Çünkü hased eden kişi, başkasının kaybından medet umarak kendi huzurunu da yitirir.

Hadis-i şerifte hasedin, ateşin odunu yiyip bitirdiği gibi iyilikleri yiyip tükettiği haber verilmiştir. Bu benzetme çok manidardır; zira kıskançlık taşıyan bir gönül, yaptığı ibadetlerin sevabını bile için için tüketir. Hased eden kişi çoğu zaman en çok kendine zarar verir: Uykusu kaçar, sevinci kaybolur, sürekli başkalarıyla kıyas içinde yaşar ve elindeki nimetlerin kıymetini göremez hale gelir.

Kalbi hasetten temizlemenin ilk adımı, nimetin gerçek sahibinin Allah olduğunu kavramaktır. Rızkı taksim eden O'dur; başkasına verileni çekememek, aslında ilahi taksime itiraz etmek anlamına gelir. Bu şuura eren kişi, başkasının nimetini bir eksiklik değil, Rabbin dilediğine dilediğini verdiğinin bir işareti olarak okur.

İkinci adım, hasedin panzehiri olan duayı devreye sokmaktır. Kıskandığımız kişiye içten bir dua etmek, nefse ağır gelse de kalbi şaşırtıcı biçimde yumuşatır. Kişinin arkasından hayır dilemesi, hased tohumunu kökünden söker. Ayrıca kendi sahip olduklarımızı saymak, yani şükrü çoğaltmak, gözün başkasında olan nimetten kendi soframıza dönmesini sağlar.

Üçüncü adım ise nefsi tanımaktır. Hased duygusu ilk kıvılcımını verdiğinde bunu fark etmek ve "Bu şeytandandır" diyerek Allah'a sığınmak gerekir. Duygunun gelmesi günah değildir; onu besleyip eyleme dökmek günahtır. Kalp temizliği ömür boyu süren bir çabadır; ama her hased anında verilen bu manevi mücadele, insanı hem daha huzurlu hem daha cömert bir gönle taşır.

Bu içeriği paylaş