KÖŞE YAZISI

Duygusal Şiddeti Fark Etmenin Sessiz İşaretleri

Afşin Kara Afşin Kara

Fiziksel şiddetin izi bedende görünürken, duygusal şiddet çoğu zaman iz bırakmadan yaralar. Bu yüzden fark edilmesi güçtür; hatta çoğu kişi yıllarca maruz kaldığı davranışları 'ilişkinin doğal hali' sanabilir. Duygusal şiddet, bir kişinin diğerini sürekli değersizleştirerek, kontrol ederek ya da suçlayarak üzerinde güç kurmasıdır. Genellikle tek bir olayla değil, tekrar eden bir örüntüyle kendini gösterir.

En yaygın duygusal şiddet belirtilerinden biri sürekli eleştiri ve küçümsemedir. Kişi ne yaparsa yapsın yetersiz bulunur; başarıları görmezden gelinip hataları büyütülür. Zamanla mağdur, kendi değerine dair inancını yitirir ve 'zaten ben beceremiyorum' noktasına gelir. Bir diğer işaret, izolasyondur: kişinin arkadaşlarından, ailesinden yavaş yavaş koparılması, dünyasının yalnızca partneriyle sınırlanması.

Gaz ışığı (gaslighting) denen manipülasyon da sık görülür. Burada kişi yaşadığı olayları, hislerini ya da hafızasını sorgulamaya itilir: 'Öyle bir şey olmadı, sen çok abartıyorsun.' Sürekli bu tür cümlelere maruz kalan biri, kendi gerçeklik algısına güvenemez hale gelir. Suçluluğun sürekli tek tarafa yıkılması, tehditler ve sevginin bir ceza-ödül aracına dönüştürülmesi de önemli sinyallerdir.

Bu işaretleri ayırt etmenin bir yolu, ilişkinin bedeninizde bıraktığı izi gözlemlemektir. Sürekli tetikte olmak, konuşmadan önce cümleleri kafada defalarca tartmak, sürekli özür dileme ihtiyacı ve giderek küçülen bir öz saygı, sağlıklı bir bağın değil, örseleyici bir örüntünün göstergeleridir.

Duygusal şiddet fark edildiğinde atılacak ilk adım, yaşananları bir güven duyulan kişiyle paylaşarak dışarıdan bir bakış açısı kazanmaktır. Yalnızlaşmayı kırmak, sınırları netleştirmek ve gerektiğinde bir ruh sağlığı uzmanından destek almak önemlidir. Kimse sevgi adı altında sürekli değersizleştirilmeyi hak etmez; sağlıklı ilişki, insanı küçülten değil, olduğu gibi var olabildiği bir alandır.

Bu içeriği paylaş