Cömertlik Nedir? Vermeyi Öğreten Manevi Bir Erdem
Cömertlik, sahip olduğu imkânları ihtiyaç sahipleriyle gönül rızasıyla paylaşabilme erdemidir. Yalnızca zenginlere ait bir özellik değildir; asıl cömertlik, azken de verebilmek, gönlü bollukta tutabilmektir. Dinimizde vermek, malın eksilmesi değil, bereketlenmesi olarak görülür ve cömertlik en çok övülen güzel huylardan biridir.
Peygamber Efendimiz cömertliğin zirvesindeydi. Onun için "esen rüzgârdan daha cömertti" denmiştir; çünkü elindekini isteyeni geri çevirmez, yarını düşünüp biriktirmek yerine ihtiyaç sahiplerine ulaştırırdı. Bu tavır, malın insanın efendisi değil, hizmetkârı olması gerektiğini öğretir. Cömert insan, mala sahip olur; cimri ise malın esiri hâline gelir.
Cömertliğin en güzel yanı, kalbi hastalıklardan arındırmasıdır. Vermek, insanı bencillikten, aç gözlülükten ve dünya hırsından temizler. Paylaştıkça insanın gönlü genişler, başkalarının sevincine ortak olmanın hazzını tadar. Ayrıca cömertlik, toplumdaki uçurumları kapatır; zengin ile fakir arasında sevgi ve dayanışma köprüleri kurar. Sadaka veren el ile alan el arasında görünmez bir kardeşlik bağı doğar.
Cömertlik yalnızca para vermekle sınırlı değildir. Bir insana zaman ayırmak, bilgisini paylaşmak, güler yüz göstermek, yardıma koşmak da cömertliğin türleridir. Nitekim Efendimiz, "Kardeşini güler yüzle karşılaman bile bir sadakadır" buyurmuştur. Böylece imkânı dar olan kişi bile tebessümüyle, emeğiyle, güzel sözüyle cömert olabilir. Cömertliğin kapısı herkese açıktır.
Önemli olan, verirken karşılık beklememek ve verdiğini başa kakmamaktır. Kur'an, verdiği sadakanın ardından incitici sözlerle onu boşa çıkaranları uyarır. Gerçek cömertlik, sessiz, gösterişsiz ve gönülden olandır. Bu erdemi hayatına yerleştiren kişi, hem çevresine bereket taşır hem de kendi ruhunda büyük bir tokluk ve huzur bulur. Vermek, aslında en çok verene kazandırır; cömertlik bu yönüyle hem dünyada hem ahirette kârlı bir yatırımdır.