Makamlardan Yükselen Mesajlar
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın 106’ncı yılı… Yine meydanlarda coşku, okul bahçelerinde heyecan, çocukların yüzlerinde umut vardı. Ama bu yıl o coşkunun içinde bir parça burukluk da gizliydi.
“Her şeye rağmen” dedik bu bayram için… Çünkü daha birkaç gün önce Kahramanmaraş’ta ve Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde yaşanan acılar hâlâ tazeliğini koruyor. Okullarda yaşanan silahlı saldırılar sonucu hayatını kaybeden masum çocuklar, bu bayramın sevincine gölge düşürdü. Henüz yas dinmemişken, kutlamalar da bu hassasiyetle, abartıdan uzak ama anlamına yakışır şekilde gerçekleştirildi.
Belki de bu yüzden bu yıl çocukların verdiği mesajlar daha dikkatli dinlendi.
Her yıl olduğu gibi bu yıl da makamlar çocuklara emanet edildi. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden başlayarak valiliklerde, belediyelerde, komutanlıklarda ve müdürlüklerde koltuklara oturan çocuklar vardı. Küçük bedenler, büyük sorumlulukları temsili olarak üstlendi.
Ama asıl önemli olan oturdukları koltuklar değil, o koltuklardan verdikleri mesajlardı.
Dikkat ederseniz hepsi aynı noktada birleşti…
Sorunsuz bir gelecek istediler.
Mutlu yaşayabilecekleri bir dünya istediler.
Savaşın olmadığı bir hayat hayal ettiler.
Daha güçlü, daha adil bir eğitim sistemi talep ettiler.
Doğanın korunduğu, yeşilin çoğaldığı bir gelecek dile getirdiler.
Kısacası çocuklar, aslında bizim yıllardır konuştuğumuz ama bir türlü tam anlamıyla hayata geçiremediğimiz her şeyi çok sade, çok net bir şekilde ifade etti.
Onlar karmaşık cümleler kurmadı. Siyaset yapmadı. Hesap kitap içinde olmadı.
Sadece olması gerekeni söyledi.
Belki de en çok bu yüzden etkileyiciydi.
Çünkü bir çocuğun hayali; en saf, en gerçek ve en dürüst olandır.
23 Nisan’ın ruhu da tam olarak burada saklı aslında. Bu bayram sadece bir kutlama değil, aynı zamanda bir hatırlatma. Geleceğin kimlere emanet edildiğini, o geleceğin nasıl olması gerektiğini bize her yıl yeniden anlatan bir gün.
Bu yıl çocukların sesi biraz daha farklı yankılandı. Belki yaşanan acıların etkisiyle, belki de artık daha çok şeye ihtiyaç duyulduğu için…
Ama kesin olan bir şey var:
O makam koltuklarına oturan çocuklar, aslında sadece bir günü değil, yarınları temsil ediyor.
Ve onların kurduğu cümleler, bizim sorumluluğumuzu bir kez daha hatırlatıyor.
Çünkü biz ne yaparsak yapalım, nasıl bir dünya kurarsak kuralım…
Onlar o dünyanın içinde büyüyecek.
Bu yüzden mesele sadece bir bayram kutlamak değil, o bayramın anlamını yaşayabilmek.
Çocukların istediği dünya zor değil…
Yeter ki gerçekten isteyelim.