KÖŞE YAZISI

Çocukların Duygusal Zekasını Geliştirmek

Nimet Seven Nimet Seven

Duygusal zekâ, kişinin kendi duygularını tanıyıp yönetebilmesi ve başkalarının duygularını anlayıp ilişkilerini sağlıklı yürütebilmesidir. Akademik zekâ kadar, hatta çoğu zaman daha fazla, çocuğun hayattaki uyumunu ve mutluluğunu belirleyen bir yetenektir. Çocukta duygusal zeka geliştirme, sabırlı bir rehberlik ve doğru örneklerle mümkün olan, öğretilebilir bir süreçtir.

Bu sürecin ilk basamağı, duyguları tanımaktır. Çocuk öfke, üzüntü, hayal kırıklığı ya da heyecan gibi duyguları isimlendirebildiğinde, bu duyguları yönetmesi de kolaylaşır. "İçinde ne hissediyorsun?" diye sormak ve duyguya bir ad koymasına yardım etmek, çocuğun iç dünyasını okumasını öğretir. İsmi konulan duygu, kontrol edilebilir bir duyguya dönüşür.

İkinci basamak, duyguları bastırmadan ifade etmenin yollarını öğretmektir. Öfkelenmenin doğal olduğunu ama vurmanın kabul edilemez olduğunu ayırt etmesi gerekir. Çocuğa "Kızabilirsin ama kızgınlığını nasıl anlatabilirsin?" diye sormak, duygu ile davranış arasına sağlıklı bir alan koyar. Bu ayrımı öğrenen çocuk, dürtüsel tepkiler yerine düşünerek karşılık vermeyi öğrenir.

Duygusal zekânın gelişmesinde ebeveyn ve öğretmenin kendi duygularını nasıl yönettiği belirleyicidir. Bağırarak öfkesini boşaltan bir yetişkin, çocuğa aynı yolu öğretir. Buna karşın zorlandığı anda sakin kalmaya çalışan, hislerini sözle ifade eden bir yetişkin, güçlü bir model olur. Çocuklar duygusal düzenlemeyi büyük ölçüde gözlemleyerek öğrenir.

Son olarak, çocuğun duygularını ciddiye almak duygusal zekânın temelini besler. Bir çocuğun korkusunu "saçmalama" diyerek geçiştirmek, ona duygularının değersiz olduğunu öğretir. Bunun yerine duygusunu kabul edip "Anlıyorum, bu seni korkutmuş" demek, hem güven verir hem de duygularla sağlıklı ilişki kurmasını sağlar. Duygusal zekâsı gelişmiş bir çocuk, hem kendisiyle hem çevresiyle daha barışık bir birey olarak büyür.

Bu içeriği paylaş