YOZGAT’TA RÜZGÂR SERT ESİYOR: KOLTUKLAR DEĞİŞİYOR, PEKİ ZİHNİYET?
Yozgat’ta son günlerde havada farklı bir şey var.
Bir süredir sessiz sedasız biriken rahatsızlıklar, sandıkların başında kendisini göstermeye başladı.
Önce Yozgat Şoförler ve Otomobilciler Odası…
Ardından Yozgat Ticaret Borsası…
Sonra Yerköy Ticaret ve Sanayi Odası…
Şimdi gözler Yozgat Ticaret ve Sanayi Odası’na çevrilmiş durumda.
Sorgun Ticaret ve Sanayi Odası için de değişim ihtimali konuşuluyor.
Siyasi partilerde ise kulisler daha da hareketli.
Yani anlayacağınız…
Yozgat’ta rüzgâr artık hafiften değil, sert esiyor.
BU SADECE BAŞKAN DEĞİŞİKLİĞİ Mİ?
Şimdi herkes aynı soruyu soruyor:
“Ne oluyor?”
Benim cevabım şu:
Belki de uzun zamandır ilk defa Yozgat’ta insanlar “Artık böyle gitmez” demeye başladı.
Çünkü mesele sadece bir başkanın değişmesi değil.
Mesele, yıllardır aynı isimlerin etrafında şekillenen yönetim anlayışının sorgulanmaya başlanması.
Bir kurumun başında yıllarca kalmak başarı ölçüsü değildir.
Asıl başarı, görev süresinin sonunda arkanızda ne bıraktığınızdır.
Kaç kişiye dokundunuz?
Kaç kişinin sorununu çözdünüz?
Yozgat için kaç kapı çaldınız?
Kaç proje ürettiniz?
Kaç yatırımcının önünü açtınız?
Kaç gencin umuduna katkı sundunuz?
İşte hesabı burada vermek gerekir.
ADI VAR, KENDİ YOK!
Yozgat’ın en büyük problemlerinden biri de budur.
Adı var, kendi yok.
Tabelası var, faaliyeti yok.
Başkanı var, sesi yok.
Yönetimi var, Yozgat için ortaya koyduğu somut bir şey yok.
Oysa sivil toplum kuruluşu dediğiniz yapı, gerektiğinde yönetenin karşısına çıkabilmelidir.
Yanlış gördüğünde “yanlış” diyebilmelidir.
Doğruyu gördüğünde destekleyebilmelidir.
Ankara’da Yozgat’ın hakkını arayabilmelidir.
Şehrin sorunlarını raporlayabilmeli, çözüm önerisi geliştirebilmeli, kamuoyunu harekete geçirebilmelidir.
Sadece protokol fotoğrafında görünmekle STK olunmaz.
Bir kurumun gücü, başkanının makamından değil, toplumdaki karşılığından gelir.
DEĞİŞİMİN EN BÜYÜK SINAVI
Şimdi yeni gelenler için asıl sınav başlıyor.
Çünkü eleştirmek kolaydır.
“Böyle olmaz” demek kolaydır.
“Değişim lazım” demek de kolaydır.
Zor olan, görevi aldıktan sonra gerçekten değiştirmektir.
Daha şeffaf olacaksınız.
Daha hesap verebilir olacaksınız.
Üyenizin yanında olacaksınız.
Kentin meselelerine sahip çıkacaksınız.
Yozgat’ın ekonomisini büyütmek için proje üreteceksiniz.
Sanayicinin önündeki engelleri kaldırmak için mücadele edeceksiniz.
Esnafın sorununu Ankara’ya taşıyacaksınız.
Çiftçinin sesini duyuracaksınız.
Ve bütün bunları yaparken makamı değil, emaneti taşıdığınızı bileceksiniz.
İşte değişim buysa, başımızın üstünde yeri var.
Ama değişim sadece koltuk değişimiyse…
Kusura bakmayın.
Yozgat yine kaybeder.
BOZOKSPOR’UN HALİ ORTADA
Bir tarafta Yozgat’ta değişim rüzgârı esiyor.
Diğer tarafta Yozgat Bozokspor’un hali ortada.
Takım adeta tepetaklak gidiyor.
İnsan ister istemez soruyor:
Bu şehir neden hiçbir işini sürdürülebilir hale getiremiyor?
Bir şeyler kuruyoruz.
Sonra dağıtıyoruz.
Bir heyecan oluşturuyoruz.
Sonra söndürüyoruz.
Bir yönetim oluşturuyoruz.
Sonra tartışmalar başlıyor.
Yıllardır aynı kısır döngü…
Oysa Bozokspor’un meselesi birkaç yöneticinin meselesi değil.
Bu takım Yozgat’ın markası.
Çocukların hayali.
Gençlerin umudu.
Şehrin ortak değeri.
Ama bugün geldiğimiz noktada, futbol takımımızın sahadaki mücadelesinden çok kulübün geleceği konuşuluyor.
Bu da bize bir şey söylüyor:
Yönetim anlayışını değiştirmeden sonuç değiştiremeyiz.
SİYASETTE DE AYNI RÜZGÂR ESER Mİ?
Şimdi gözler siyasete çevrilmiş durumda.
Yozgat’ta siyasi partilerin teşkilatlarında da önümüzdeki süreçte bazı değişikliklerin yaşanabileceği konuşuluyor.
Henüz ortada kesinleşmiş bir tablo yok.
Ama kulislerin hareketlendiği açık.
Bunun nedenlerini de herkes kendi penceresinden değerlendirebilir.
Fakat siyaset açısından da değişmeyen bir gerçek var:
Yozgat artık sadece “kim kimi tanıyor?” siyasetiyle yol alamaz.
Bu şehir gençlerini kaybediyor.
Nüfus kaybediyor.
Üretim mücadelesi veriyor.
Sanayi bekliyor.
Yatırım bekliyor.
İstihdam bekliyor.
Yozgat’ın Ankara’da güçlü bir şekilde temsil edilmeye ihtiyacı var.
Dolayısıyla teşkilatların da kendi içlerine dönüp şu soruyu sorması gerekiyor:
Biz gerçekten Yozgat için çalışıyor muyuz?
BU RÜZGÂR KİMİ DEVİRECEK, KİMİ TAŞIYACAK?
İşte asıl mesele burada.
Değişim rüzgârı herkesi aynı yere götürmez.
Kimi koltuğundan eder.
Kimi koltuğa getirir.
Ama Yozgat açısından önemli olan bunların hiçbiri değil.
Önemli olan, şehrin kazanmasıdır.
Ben bu rüzgârın Yozgat’ın hayrına olmasını istiyorum.
Yeni gelenlerin eski hataları tekrarlamasını istemiyorum.
“Bizim ekip” anlayışıyla yönetim oluşturulmasını istemiyorum.
Birilerinin adamı değil, Yozgat’ın adamı olunmasını istiyorum.
Koltukların kişilere değil, kişilerin koltuklara değer katmasını istiyorum.
ARTIK KİMSE KOLTUĞUNU GARANTİ GÖRMESİN
Belki de bu değişimlerin en önemli mesajı budur.
Hiç kimse bulunduğu makamı sonsuza kadar kendisinin zannetmemeli.
Hiçbir başkan koltuğunun tapusunun kendisinde olduğunu düşünmemeli.
Hiçbir yönetici, “Nasıl olsa yine seçilirim” rahatlığına kapılmamalı.
Çünkü gün gelir üyeler konuşur.
Sandık konuşur.
Kamuoyu konuşur.
Ve o zaman makamın gücü değil, yapılanların hesabı ortaya çıkar.
Bence Yozgat’ta yaşananların en önemli tarafı da budur.
İnsanlar artık daha fazla sorguluyor.
RÜZGÂRIN YÖNÜ ÖNEMLİ
Şimdi önümüzde yeni bir dönem var.
Yozgat Ticaret ve Sanayi Odası’nda ne olacak?
Sorgun Ticaret ve Sanayi Odası’nda nasıl bir tablo ortaya çıkacak?
Siyasi partilerde kimler değişecek?
Kimler görev alacak?
Kimler kenara çekilecek?
Bunların hepsini zaman gösterecek.
Biz gazeteciler de izleyeceğiz.
Soracağız.
Araştıracağız.
Yazacağız.
Ama benim için ölçü çok basit:
Kim gelirse gelsin, Yozgat kazansın.
Kim giderse gitsin, Yozgat kaybetmesin.
Çünkü bizim başka bir hesabımız yok.
Yozgat’ın artık değişime ihtiyacı var.
Ama daha da önemlisi;
değişimin kendisine ihtiyacı var.
Koltuklar değişsin.
Yönetimler değişsin.
İsimler değişsin.
Ama asıl değişmesi gereken zihniyet değişsin.
Yoksa bütün bu yaşananlar sadece bir koltuktan diğerine geçen isimlerden ibaret kalır.
Ben ise başka bir şey umut ediyorum.
Yozgat’ta esen bu rüzgârın, Ankara’dan değil Yozgat’tan güç almasını…
Birilerinin değil, kentin çıkarlarını taşımasını…
Ve yıllardır yerinde sayan bu şehri biraz olsun hareket ettirmesini…
Çünkü artık zamanıdır.
Yozgat’ın değişim rüzgârı, Yozgat’ın hayrına essin.
Gerisi teferruat…
