KÖŞE YAZISI

İnsan Hayatı Her Şeyden Önce Gelir!

Bekir Çaylak Bekir Çaylak

İnsan hayatı…

Bir cümleye sığmayacak kadar büyük, bir ihmali affetmeyecek kadar değerlidir.

Sadece insan hayatı değil; bu dünyada yaşayan her canlının hayatı kıymetlidir. Bunu hepimiz biliyoruz. Peki biliyor olmak yeterli mi?

Hayır!

Çünkü hayatın ne kadar değerli olduğunu en çok, bir şeyler ters gittiğinde hatırlıyoruz.

Geçtiğimiz günlerde Yozgat Bozok Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesinde yaşandığı ifade edilen olay da bu açıdan ciddi şekilde sorgulanması gereken bir durumdur.

Edindiğim bilgilere göre hastanede görev yapan çok sayıda personel, yemek sonrası rahatsızlanarak sağlık kuruluşlarının acil servislerine başvurdu. Kamuoyuna yansıyan iddialarda 300’ün üzerinde personelin tedavi gördüğü ileri sürüldü.

Ancak yaptığım görüşmelerde olayın doğrudan “yemek zehirlenmesi” şeklinde değerlendirilmemesi gerektiği, rahatsızlıkların yemek hazırlığında kullanılan malzemelerin temizliği veya yıkanmasında kullanılan sudan kaynaklanmış olabileceği yönünde bilgiler edindim.

Altını özellikle çiziyorum:

Bunlar benim edindiğim bilgiler ve iddialardır. Kesin neden, yetkili kurumların inceleme ve araştırmaları sonucunda ortaya çıkacaktır.

Zaten asıl mesele de burada başlıyor.

Bir hastaneden söz ediyoruz.

İnsanların şifa bulmak için geldiği, sağlık çalışanlarının gece gündüz insan hayatı için mücadele ettiği bir kurumdan…

Böyle bir yerde çalışan insanların yedikleri yemekten ya da yemek hazırlama sürecinde kullanılan herhangi bir unsurdan dolayı rahatsızlanması, üzerinde öylece geçiştirilecek bir konu değildir.

Hele ki olayın yüzlerce kişiyi etkilediği iddia ediliyorsa…

"Bu işin şakası yok!"

Bir insanın sağlığını riske atmak, “olabilir” denilerek geçiştirilebilecek bir mesele değildir.

Gıda güvenliği…

Su güvenliği…

Hijyen…

Denetim…

Kontrol…

Bunların tamamı insan hayatıyla doğrudan ilgilidir.

Bugün yüzlerce kişinin rahatsızlanıp birkaç saat içerisinde toparlanması, yarın aynı şeyin daha ağır sonuçlar doğurmayacağının garantisi değildir.

Şükürler olsun ki bu olayda can kaybı yaşanmadığı bilgisi var.

Ama gazetecilik açısından sormamız gereken soru tam da şudur:

Can kaybı yaşanmaması, gerekli derslerin alınmaması anlamına mı geliyor?

Elbette hayır!

"Sessizlik Değil, Açıklık Gerekiyor"

Olayın kamuoyuna çok fazla yansımamış olması, konunun önemsiz olduğu anlamına gelmez.

Tam tersine…

Kamuoyunun bilmesi gereken bir olay varsa, bunun üzerinin sessizlikle örtülmesi yerine şeffaf biçimde açıklığa kavuşturulması gerekir.

Neyse ki edindiğimiz bilgilere göre ilgili kurumların araştırması devam ediyor.

İşte burada beklentimiz çok açık:

Araştırma titizlikle yapılmalı, varsa hata ve ihmal ortaya çıkarılmalı, sorumluluğu bulunanlar belirlenmeli ve gerekli tedbirler alınmalıdır.

Kimseyi peşinen suçlamak istemiyoruz.

Kimseyi hedef göstermek de istemiyoruz.

Ama hiç kimsenin insan hayatını tehlikeye atabilecek bir ihmali varsa, bunun da görmezden gelinmesini istemiyoruz.

Çünkü mesele kişi meselesi değildir.

Mesele kurum meselesi de değildir.

Mesele insan hayatıdır.

"Bir Bardak Su Bile Hafife Alınamaz"

Bazen en büyük tehlikelerin çok küçük ayrıntılarda saklandığını unutuyoruz.

Bir su deposunun temizliği…

Bir mutfaktaki hijyen…

Bir malzemenin yıkanması…

Bir kontrol formunun doldurulması…

Bir laboratuvar sonucunun değerlendirilmesi…

Bir görevlinin “bir şey olmaz” demesi…

İşte bazen “bir şey olmaz” denilen o küçük ayrıntı, çok büyük sonuçlara yol açabilir.

Bu nedenle özellikle sağlık kuruluşlarında hiçbir ayrıntının küçüğü büyüğü olmaz.

Her kontrol yapılmalı.

Her işlem kayıt altına alınmalı.

Her şüphe araştırılmalı.

Her risk ortadan kaldırılmalıdır.

"İnsan Hayatı Öncelik Olmalı"

Yozgat Bozok Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi, Yozgat için önemli bir sağlık kuruluşudur. Hastanenin çalışanları da her gün yüzlerce insanın sağlığı için emek vermektedir. Nitekim hastanenin kendi kurumsal bilgilerinde de üçüncü basamak sağlık hizmeti sunduğu ve çok sayıda sağlık biriminde 24 saat hizmet verdiği belirtiliyor.

Tam da bu nedenle burada yaşanan veya yaşanabilecek her türlü sağlık ve güvenlik sorunu daha büyük bir hassasiyetle ele alınmalıdır.

Benim çağrım basit:

"İnsan hayatını her şeyin önüne koyun."

Kurumların itibarı, insanların sağlığından daha değerli değildir.

Bir kurumun adı zarar görmesin diye gerçekler saklanmamalıdır.

Tam tersine…

Gerçekler ortaya çıkarılır, eksiklikler giderilir ve gerekli tedbirler alınırsa kurumun itibarı da güçlenir.

Bugün bir olay yaşanır.

Yarın unutulur.

Ama alınmayan bir tedbir, başka bir gün çok daha ağır bir olayın önünü açabilir.

Bu nedenle yetkililerin yürüttüğü incelemenin sonucunu kamuoyu da merak ediyor.

Neden oldu?

Nerede bir aksaklık yaşandı?

Su kaynaklı bir sorun var mıydı?

Gıda güvenliği açısından gerekli kontroller zamanında ve eksiksiz yapıldı mı?

Aynı durumun tekrar yaşanmaması için hangi tedbirler alınacak?

Bunların cevabı mutlaka ortaya konulmalıdır.

Çünkü biz gazeteciler olarak kimseyi suçlamak için değil, kamu adına soru sormak için buradayız.

Ve sorumuz çok net:

"İnsan hayatından daha önemli ne olabilir?"

Hiçbir şey!

O halde bütün kurumlarımızdan beklentimiz şudur:

Daha fazla dikkat, daha fazla denetim, daha fazla şeffaflık…

Çünkü insan hayatı bir ihmale, bir dikkatsizliğe, bir “nasıl olsa bir şey olmaz” anlayışına teslim edilemeyecek kadar değerlidir.

"İnsan hayatı en önemli değerimizdir."

Ve bunu sadece söylemek değil, her gün ve her koşulda gereğini yapmak zorundayız.

Bu içeriği paylaş