ARANAN: MUTLULUK
Hayatta en çok ne istersiniz?
İlk cevap genellikle sağlıktır. Sağlıklı bir hayatın anahtarı ise mutluluktur. Sağlığımızı bozan temel şey, duygularımızdır. Duyguları sağlıklı olanlar, bedensel sağlığı yakalama anlamında bir adım öndedir. Bütün dünyayı kasıp kavuran pandemi döneminde insanların birçoğunun ölüm korkusu, stres ve aşırı düşünmek nedeniyle hayatını kaybettiğini söylesek yanılmış olmayız.
Elbette hastalığın ciddi anlamda etkisi vardır. Bedensel rahatsızlıklar ister istemez insanları zorlayan ve hayatın akışını etkileyen unsurlardır. Fakat bir gerçeklik vardır ki; sağlıklı bir psikolojiye sahip, hayat enerjisi yüksek olan insanların pandemide en az etkilenen insanlar olduğunu ve hatta en zor hastalıkları bile yendiklerini biliyoruz. Örneğin; “Kanseri hayata tutunarak, stressiz bir şekilde tedavi gördüğü için yendi.” Haberlerini, arkadaşlarımızın ailelerinde yaşananları işitmişizdir. Yani vücudun olumlu tepkileri, bizim duygularımızın olumlu olmasına — mutlu olmamıza — bağlıdır.
Mutluluk bu denli önemli iken çağımız insanının da en büyük problemidir. Dışarıdan yabancı bir gözle bakınca her şeyi ile dört dörtlük bir hayata sahip olan insanların içerisinde fırtınalar var. Aile hayatında, iş yaşamında ve sosyal alanlarda temele alınan şey; huzurlu ve mutlu bir yaşam biçimidir. Hepimizin isteği budur. Bugün insanlar, mutlu olmadıklarını düşündükleri için mutluluğu arıyor. Çocuğundan gencine, gencinden yaşlısına herkesin aradığı şey mutluluk.
Mutlu olmadığına inanan insan, mutluluğu bulmak maksadıyla çeşitli yollara giriyor. Bunun içerisine kötü alışkanlıklardan yasa dışı birçok etkinliğe kadar pek çok şey girebiliyor. Peki ama neden?
“Mutluluk nedir?” diye sorduğumuzda en sık karşılaşılan cevap paradır. Paran varsa mutlusun; yoksa mutsuzsun. Yaşam alanın lüks olmalı, en pahalı arabalara binmeli, en kaliteli elbiseleri giymelisin… Hatta saygı duyulmak istiyorsan paran çok olmalı. Bu düşünceler hem zihnimizde canlanır hem de sokak röportajlarında karşımıza çıkar. Tek tük olarak mutluluğu sağlık, aile, arkadaşlar ve huzur ile açıklayanlara rastlarız.
Ortaya çıkan görüntülerle dünyayı sarsan Epstein dosyalarında gördüğümüz bir gerçek var: Dünyanın en zengin insanları, en prestijli makamlarda oturan ve her istediklerine sahip olan kişiler bu vahşetin içerisinde. Mutluluğun kaynağı para ise insan, bunca zenginliğe rağmen neden böyle bir vahşete ortak olur, tanık olur ya da bizzat gerçekleştirir?
Öte yandan Türkiye gündemini aylarca meşgul eden ünlülerin uyuşturucu partileri, olmadık isimlerin anılması hayret uyandırdı. Düşünsenize; zenginsiniz, hizmetçileriniz var, sağlıklısınız, altmış küsur yaşındasınız ama kırk yaşında gibi görünüyorsunuz ve buna rağmen uyuşturucu kullanıyorsunuz ve yakalanıp kullanmaktan yargılanıyorsunuz. Makam da var, para da… Ama yine de bir arayış içerisindesiniz. Nedir insanoğlunun içinde ki bu; hiç bitmeyen istek.
Duygu alemini zirveye çıkarmayı amaçlayan insanın en çok aradığı şey mutluluktur. Çünkü doyumun sınırı yoktur.
İşte bu nedenle ben paranın, makamın, mirasın veya en lüks eşyaların mutluluk ve huzur vereceğine inanmayanlardanım. Mutluluk için tek kaynak, Yaradan’ı anmak ve anlamaktır. Huzura ulaşmanın yolu, hayatı Mevla’nın çizdiği daire içerisinde yaşayabilmektir. Ve en önemlisi kendini tanımak, bilmektir. Ez cümle; had bilmektir.