KÖŞE YAZISI

Yanlış Defteri: Hatalarından Öğrenen Öğrencinin Gizli Aracı

Nimet Seven Nimet Seven

Her öğrencinin çantasında birkaç defter vardır ama içlerinden biri çoğu zaman eksiktir: yanlış defteri. Çözülen testlerde, yazılı kâğıtlarında, ödevlerde yapılan hatalar genellikle bir an canımızı sıkar ve sonra unutulur. Oysa bir hatanın asıl değeri, ondan sonra başlar. Yanlışını kaydeden ve zaman zaman geri dönüp bakan öğrenci, aynı tuzağa ikinci kez düşmemeyi öğrenir. Bu basit alışkanlık, sınav hazırlığında en az konuşulan ama en çok işe yarayan araçlardan biridir.

Yanlış defteri, soruların gelişigüzel kopyalandığı bir karalama defteri değildir. İşe yarayan bir defterde her hatanın yanında üç bilgi bulunur: sorunun kendisi ya da kısa bir özeti, öğrencinin neden yanlış yaptığına dair kendi açıklaması ve doğru çözüm yolu. Bu açıklama kısmı en önemlisidir. "Dikkatsizlik" demek kolaydır; ama "soruda 'değildir' ifadesini atladım" ya da "birimleri çevirmeyi unuttum" diye yazmak, hatanın gerçek adını koyar ve tekrarını önler.

Hataları türlerine göre ayırmak da defteri güçlendirir. Kimi yanlış konu eksiğinden, kimi soruyu yanlış okumaktan, kimi de zaman baskısından kaynaklanır. Birkaç hafta sonra deftere bakan öğrenci, kendi hata haritasını görmeye başlar. Belki yanlışlarının çoğu bilgisizlikten değil, aceleden geliyordur. Bu farkındalık, çalışma planını da değiştirir; çünkü konu eksiği tekrar ister, acele ise sakinleşmeyi ve soruyu sonuna kadar okumayı.

Defterin bir dolap köşesinde unutulmaması için onu belirli aralıklarla açmak gerekir. Hafta sonları kısa bir göz gezdirme, deneme sınavlarından önce eski yanlışlara yeniden bakmak iyi bir alışkanlıktır. Doğru çözülmeye başlanan soruların yanına küçük bir işaret koymak, öğrenciye ilerlediğini de gösterir. Anne babalara düşen görev ise defteri bir suç listesi gibi incelememektir. Yanlış defteri, hatanın utanç değil, öğrenmenin hammaddesi olduğunu kabul eden bir bakışın ürünüdür.

Bu içeriği paylaş