KÖŞE YAZISI

Yozgat ve Sanayi

Savaş Uyar Savaş Uyar

“Çekmediğimiz derdin türküsünü söylemeyiz.” Neşet Ertaş

-Yıl 2006-2007. KOSGEB İl Müdürlüğü’nün olmadığı Sinerji Odağı ile Yozgat’taki imalatçıların kayıt altına alındığı, işletmelerin büyüme potansiyellerin değerlendirildiği, KOSGEB desteklerinden haberdar edilerek, destek almaları için çaba sarf edildiği dönem.

Sinerji Odağı sorumlusu olduğum bu dönemde, Yozgat’ın en ücra köylerine kadar nerede bir sanayi anlamında üretici varsa ulaştığımız, sanayi alt yapısı oluşturabilecek sektörlere dair geceli gündüzlü çalıştığımız zamanlar.

Kaç kapıdan kovulduk hatırlamıyorum…

Sadece devletten “para” almaya odaklı kaç işletmeci ile zaman tükettik sayamıyorum dahi…

Ancak o dönemde TSO öncülüğünde KOSGEB destekli İŞGEM (İş Geliştirme Merkezi) Yozgat’a kuruluyordu.

Buradaki temel maksat; imalat sektöründe büyüme potansiyeli taşıyan işletmelere yer vererek onlara rehberlik edilerek, işletmelerini büyütmeleri, yeni pazarlar bularak gerek pazar payında gerekse üretim ve istihdam oranlarında artış sağlayarak, sanayiye geçişlerinin sağlanması idi. İşletmeler burada kuluçka dönemini tamamlayıp sanayiye geçtikçe yerlerini yeni işletmeler alacaktı.

Bu döngü devam ettikçe, Yozgat yerel sanayici sayısını artıracak ve şehirde sanayileşme hızlandırılmış olacaktı.

Kötü yönetim ve sahipsizlik İŞGEM’in yıkılışı ile sonuçlandı…

Aynı yıllarda KOSGEB’in ORTKA Desteği (Ortak Kullanım Atölyesi) için Sinerji Odağı olarak 5 sektörde 6 proje geliştirdik. Her bir projeye bugünkü rakamla ortalama bir memur maaşının 400 katı hibe, 300 katı faizsiz kredi desteği sağlanıyordu. En önemli şart aynı/yakın sektörlerden en az 3 işverenin bu ortaklıkta yer alması idi.

Bu destekle Yozgat’ta üretilmeyen ancak Yozgat’taki imalatçıların yoğunlukla ihtiyaç duyduğu hammadde, yarı mamulü üretecek çok ortaklı şirketler kurarak, hem tedarik maliyetlerini düşürecek bu sayede Yozgatlı imalatçının Yozgat dışına para aktarmasının önüne geçecek hem de ortaya çıkan ürünü başka bölgelere de pazarlayarak ile ve ortaklara yeni kazançlar sağlayacaktık.

Mobilyadan, cama, pvc’den demir doğramaya, kazan üretiminden tarım makinalarına kadar geliştirilen projelerden bir tanesinden kısaca bahsedersem neyi anlatmaya çalıştığımızı okuyucu net anlayacaktır; 2006 itibariyle Yozgat ve ilçelerinde 60’ın üzerinde PVC kapı pencere imalatçısı vardı. Bunların tamamı PVC profilleri 6 metrelik uzunluklarda il dışından almaktaydı.

Bizim geliştirdiğimiz proje ile bu profillerin üretim tesisini Yozgat’ta kuracak, işletmelerimizin tamamının ihtiyacını buradan daha uygun fiyatlarla temin etmesini sağlayacaktık. Bu işletmeye ortak olan PVC imalatçıları uygun fiyata almanın yanında işletmenin karından da pay sahibi olacaktı. Bu kadar mı elbette ki değil; o dönem itibariyle Yozgat’ın doğusunda PVC profil imalatçısı olmaması hem ülkemizin Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde ciddi bir pazar hedefi oluştururken, sınır komşumuz ülkelere de ihracat yapma potansiyelini fark etmiştik.

KOSGEB desteğe hazır, bizler tüm süreçteki işleri yapmaya gönüllü iken sadece 2 evet 60 küsur imalatçıdan sadece 2 işletmeci buna evet derken gerisi, işletmeyi kimin yöneteceği gibi basit sorularda boğulmayı tercih ettiler.

Hele mobilya sektörüne yönelik iki projemize aldığımız kayıtsızlık ve tepkiler var ki; ocaklardan ırak…

“Yozgat’ta savunma sanayi yatırımı yapılsın” taleplerinin yoğunlaştığı günlerde Savunma Sanayi Müsteşar yardımcısı başkanlığında Yozgat’a gelen ROKETSAN, ASELSAN, HAVELSAN yetkilileri ile yapılan toplantı, işletme ziyaretleri ve sonrasında yaşananlar…

Bütün bunları birleştirdiğinizde; Yozgat’ın kalkınmasının önündeki en büyük engel yine Yozgatlılardır, dersek abartmış olmayız.

Zira, devlet desteklerinde sadece devletten alacağı paraya odaklanan, “devlet gelsin yatırım yapsın” diyen Yozgatlı’nın; sermayeyi biriktirip işini büyütmek kaygısından ve vizyonundan yoksunluğu, ortaklık kültüründen uzaklığı ve ortaklıklarda zihin gerisindeki hesapları, “küçük olsun benim olsun” yaklaşımı ile sadece kendisine dair kazancı önemsemesi, “biz, aidiyet, grup bilinci ve ortak kader” kelimelerinin hayatın içerisinde yaşayan birer olgu olmaması gibi sebepler, bu toplumun gerçeklikleridir.

Buna, uzun yıllara ve nesillere yayılmış esnaflık, sanayicilik ve beraberinde para kullanma kültürünün bulunmayışı, şehirli kültürün ve yaşam tarzının şehirde hiçbir alanda hakim unsur olmayışı eklenince; bu şehirde sermaye birikimi gerçekleştirilememekte, para; yatırım, istihdam, katma değer gibi topluma faydalı ve uzun yıllar olumlu katkı sağlayacak alanlara aktarılamamaktadır.

Bu anlayış, yaşam ve ticaret tarzı ile de kalkınan, gelişen ancak tekil şahıslar olmakta, Yozgat’ta ortalama 20 yılda bir sermaye el değiştirmekte, en başarılı işletmeler dahi ikinci nesle geçtiğinde dağılmakta ve böylelikle bize miras kalmamış olan bir ticaret kültürünü de biriktirip, geliştirip nesillere aktaramamaktayız.

Sonrasında; bütün bu yokluk ve yoksunluklarımızla açık yüreklilikle yüzleşip, içerdeki sorunları çözüp buradan bir sıçrama noktası oluşturmak yerine, daima devletten ve başka şehirlerin sanayicilerinden bize yatırım yapmalarını, işsizimize iş vermelerini talep eder olmuşuz…

Dünyanın en iyi doktoruna da gitseniz; siz hasta olduğunuzu kabul etmeden teşhis konulamaz, siz tedaviyi kabul edip doktorun reçetesini uygulamadan da iyileşemezsiniz.

Beyhude çabaya gerek yok…

Ya bu şekilde, tekil kazançlarla günü kurtarmaya devam edeceğiz ki; en fazla ikinci nesilde tekrar kaybedilecektir veya kendimizi değiştirip, şehrimizi ve geleceğimizi birlikte geliştireceğiz…

Bu içeriği paylaş