KÖŞE YAZISI

O, Bu İşlere Bakar!

Savaş Uyar Savaş Uyar

Erdemliler Topluluğu Arapçası Hilfü'l-Fudûl.

Araplar arasında süregelen anarşi ortamında güvenliğin sağlanması, zayıfların korunması, zulmün önlenmesi için "toplumda sözü geçen ve iyi niyetli" kişilerin önderliğinde 589-590 yıllarında kurulan ve İslam Peygamberi Hz.Muhammed’in de üye olduğu cemiyettir.

Kaynaklarda genellikle şöyle tarif edilirler; Erdemliler İttifakı sadece tarihsel bir kurum değil, aynı zamanda, farklı dünya görüşlerine sahip olsalar da, temel ahlâkî ilkelerde anlaşan insanların zulmü engellemek için uzlaşmalarının bir toplumsal zorunluluk olduğunun göstergesidir.

Bu topluluğun üyelerinin antlaşma yemini şöyledir:

1- Mekke'de, ister oranın halkından olsun isterse dışarıdan gelen insanlardan olsun, bir kişinin zulme uğradığını gördükleri zaman onunla birlikte olacaklardı.

2- Mazlumun hakkı zalimden alınıncaya kadar zalimin karşısında olacaklardı. Başka bir ifadeyle mazluma hakkı iade edilinceye kadar mazlumla bir tek el gibi -tekvücut- olacaklardı.

3- Deniz, bir tek tüyü ıslatıncaya kadar, Sebir ve Hira dağları yerlerinde kaldığı müddetçe ve maişette (mali durumda) tam bir eşitlik sağlanana dek bu maddeler geçerli olacaktı.

Tarihçiler Hz. Muhammed’in bu cemiyete üyeliğinin gençlik yılları ile başladığını, cemiyette aktif rol üstlendiğini ve ileriki yıllarda adı konulmamış lideri olduğunu ifade ederler.

Bir gün Mekke’ye ticaret için gelen bir tüccarın malına Mekke’nin ileri gelenlerinden birisi el koyar, bununla da yetinmez tüccarla beraber gelen kızını da alırlar.

“Mallarımı al ama kızımı bırak” demesine rağmen kızını vermeyenlere karşı tüccar çarşı pazar yardım çığlıkları atarak bu zulme başkaldıracak, bu zalime karşı duracak birilerini arar. Ne yazık ki, söz konusu zengin ve güç sahibi Mekke reislerinden olunca herkes sus pus olarak, mazlumdan yüz çevirmektedir.

Bir esnaf, tüccarın kulağına fısıldar; “Muhammed diye bir genç var, onu bul. O, bu işlere bakar!”

Tüccar arar bulur, derdini anlatır ve hemen aksiyon alınır. İlgili Mekke zengininin, güçlü adamının, bugünkü tabirle cüzdanı kabarık, karviziti kalabalık, referansı güçlü ve iktidar yönünden siyasi bağlantıları devletin tepesine uzanan, kapısına dayanırlar. Hem malları hem kızı isterler. Cevap “Malları vereyim ama kız bende kalsın”dır. Başkaca bir söz edilmeden kapısı kırılır ve hem mallar hem tüccarın kızı alınır.

Bugün adına sünnet diyerek yaptığımız hemen her şey, Hz. Muhammed’in peygamber olduğunun kendisine bildirilmesinden sonraki eylem ve söylemleridir. Varsa yoksa 40 yaş.

Oysa, hayat evveli ve ahiri ile bir bütündür. Bu bütünlük içerisinde inancımız odur ki, peygamber olarak yaratılan ancak maddeten ve manen olgunluk düzeyine ulaşması, yaşadığı hayat biçimi ile toplum tarafından ahlakı, dürüstlüğü, çalışkanlığı, sözüne sadakati, emanet ehli olması vb gibi hasletleri nedeniyle saygı duyulan, sözüne itibar edilen ve güvenilen bir karaktere dönüşmesi süreci yaşanmıştır ve bu yaşanmadan peygamberliğinin toplumda kabul görmesi kolay olmayacaktır.

Öyleyse, peygamberliğinin kendisine tebliğ edilmeden önceki döneme dair söz ve davranışları da kesin kez sünnettir.

Soralım o halde; peygamberiniz “O, bu işlere bakar.” diyerek özetlenen zalimin ve mazlumun kim olduğuna bakmadan zulmün her türlüsüne karşı dururken, insan olmanın erdemini erdemli bir hayat yaşayarak yüceltirken; ‘siz hangi işlere bakıyorsunuz’ da, bu kadar zulüm yaşanırken sesiniz çıkmıyor, zalimler bu kadar cesur ve pervasız davranırken, söz de bağlısı olduğunuz peygamberle çelişen bir hayat yaşıyorsunuz!!!

O’nun yürüdüğü yolun sonu, adalete, diğerkamlığa, dürüstlüğe, sözüne sadakate, emanet ehli olmaya, üretime, şehirleşmeye, medenileşmeye, bir etmeye, liyakate çıkarken; ‘siz kimin yolundan yürüyorsunuz’ da yolunuzun sonu mal biriktirmeye, hırsa, pervasızlığa, torpile, rüşvete, adam kayırmaya, nobranlığa ve ötekileştirmeye, dağıtmaya, bölmeye çıkıyor!!!

O’na “O bu işlere bakar” dedikleri işler ile O’nun yolunda gittiğini iddia eden sizler için kullanılan “O bu işlere bakar” cümlesinin içerdiği işler taban tabana zıt anlamlar içermektedir, bilesiniz… Ve tarih sizi böyle yargılayacak öyle de kaydedecektir!!!

Bu içeriği paylaş