KÖŞE YAZISI

Kadına Şiddet! Sorunların Etrafından Dolaşmak

Savaş Uyar Savaş Uyar

Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü idi, dün.

Ülkenin birçok yerinde kadınların katıldığı programlarla Kadına Şiddet konuşuldu. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı her yıl olduğu gibi bu sene de Kadına Karşı Şiddetle Mücadele için eylem planları açıkladı.

Onlarca yıldır “kadına karşı şiddet” başlığı altında konuşulan, eylem planları hazırlanan ve bir takım uygulama ve yasalarla önlenmeye çalışılan “kadına karşı şiddet” maalesef ki bütün bu “çabalara” rağmen engellenememekte bilakis artış eğilimini sürdürmektedir.

Şiddet ana parantezinden çıkarılarak salt kadına karşı şiddet varmış gibi yapılan bir mücadelenin sonucudur bu artış. Eksik tanımlamalar, güya pozitif ayrımcılıkla kadını korumaya yönelik ve elbette ki siyaset kurumunun kadın üzerinden oy devşirme arzusu bütün bir toplumun tüm kurumları ve paydaşları ile içerisine düştüğü bu şiddet sarmalından çıkmamızı engellemektedir.

Şiddeti bir bütün olarak konuşamıyoruz.

Erkeğin; erkeğe, kadına, çocuğa, hayvana,

Kadının; kadına, erkeğe, çocuğa, hayvana,

Çocuğun; çocuğa, hayvana,

Gencin yaşlıya,

Güçlünün zayıfa,

Yetkilinin; emri alında bulunanlara ve kendisinden hizmet bekleyen herkese,

Kanunu ve silahı elinde bulunduranın herkese karşı uyguladıkları bir şiddetle karşı karşıyayız.

Önce toplumda ve kurumlarda var olan şiddetin varlığını kabul etmeli, her katmanda ve kurumdaki şiddetin önlenmesi için kararlılıkla hareket etme iradesini göstermeliyiz.

Bu kararlılık ve irade sonrasında sorunu parçalara ayırıp çözmek pek ala mümkündür. Ancak sorun bir kartopu yığını gibi gözümüzün önünde dururken, asıl sorunu görmezden gelerek, sadece onun bir parçasına odaklanmakla çözülemeyeceğini “kadına şiddetle mücadele” edilmesine!, bu yolda yasalar çıkarmamıza rağmen önlenemeyişinin bize göstermiş olması lazımdı.

Bu gerçekliği kabul etmeden palyatif/pansuman/geçici ve dönemsel uygulamalarla sorunu çözemeyiz. Çözemediğimiz içindir ki; her an bir yerde birileri pervasızca şiddet uygulamakta, birileri şiddetin mağduru olmaktadır.

Kadın değilseniz, unvan sahibi değilseniz, açık aleni şekilde veya kameralar önünde şiddetin bir çeşidine maruz kalmadınızsa vay halinize…

Şiddetle mücadele edebilmenin birinci yolu; kadını siyaset malzemesi olarak görmekten vazgeçmektir.

İkinci adım bütün katmanları ve kurumları sarmış şiddeti kabul etmek ve bununla mücadele kararlılığı… Sorunu bir bütün olarak ele almak ve sorunu çözmek iradesiyle sorunun kaynağına inmektir.

Sonra bu bütünü parçalara bölerek; kadına, erkeğe, çocuğa, yaşlıya, hayvana şiddet başlıkları altında detaylı çalışmalarla çözüm önerilerini geliştirmektir.

Tabi ki bürokratik şiddeti de buna eklemelidir.

Çözüm için toplumun katmanından ve bürokrasiden paydaşları işin içerisine katarak eylem planları geliştirilmelidir.

Aileden saraya uzanacak sosyal ve kültürel alışkanlıklar, eğitim, kolluk kuvvetleri ve yargı kurumları bunların uygulamaları, yasalar ve yasaların uygulanma biçimi, cezalandırma ve cezaların uygulanma biçimleri, bürokrasinin eğilimleri, silah edinme, sosyal medya, internet üzerinden satışlar, yerel yönetimler, kadın/erkek sığınma evleri, yaşlı bakım merkezleri, hayvan barınakları vb… birçok konuda ve alanda kapsamlı ama bir bütünün parçası olarak ana amaca hizmet eden ve ortak hedefe odaklı planlamalar, çalışmalar yapılmalıdır.

Bu kapsayıcı, sorunun kaynaklarını tespit ederek kaynağında şiddeti kurutmaya yönelik yaklaşım sergilenmeden yapılacak bütün çalışmalar başarı ile sonuçlanmaktan uzak kalacaktır.

O gerçek irade sergilenene kadar da; evde, sokakta, dolmuşta, iş yerinde, okulda, hastanede, kamuda, mahkemelerde, cezaevlerinde, huzurevi ve yaşlı bakımevlerinde, sevgi evlerinde, yurtlarda kısaca her yerde her an şiddetin bir türü ile yaşamaya devam edeceğiz…

Kısacası; o güne kadar yine biz ölmeye devam edeceğiz ama etrafı korumalarla ve yasalarla çevrilmiş olanlar bizim mağduriyetimiz üzerinden siyaset yapmaya, acılarımız üzerinde tepinmeye devam edeceklerdir.

Bu içeriği paylaş