KÖŞE YAZISI

DÜŞÜNCE

Erdoğan Sağdıç Erdoğan Sağdıç

Ben Erdoğan Sağdıç,1973 yılında Yozgat Merkez ilçeye bağlı Baltasarılar köyünde dünyaya gözlerimi açmışım. Adımı Hüseyin Gazi koymuş dedem,sonra babam Erdoğan olarak değiştirmiş. Ben daha dört yaşındayken Yozgat'a göçmüşüz,hem de ne göç. Sadece aile bireyleri değil,inek davar ne varsa alıp gelmişiz.

Kalabalık bir aile olduğumuzu hatırlıyorum,sofraya on üç kişi oturduğumuz yıllar mıh gibi aklımda. Ben babamın üçüncü, annemin ilk çocuğu ve dedemin ilk erkek torunu olarak evin en küçük bireyiydim. Erkek torun olmanın bütün avantajları da benim lehimeydi o geniş ailede. Mesela halalarım ve ablam okula gönderilmemişlerdi,ben okul yolunu tuttuğumda bana gıpta ettiklerini biliyorum.

Okuma öğrenmem okul yıllarımın öncesine dayanır,babamın eve getirdiği gazetelerden çat pat okumaya çalışırken,kısa süre sonra çizgi romanlar takip etmeye başlamıştım. Daha ilkokul yüz görmeden her türlü kitabı okuyabiliyodum. Sadece yazmayı ilkokulda öğrendim.

Okul harçlıkları ile kitap almak gibi bir alışkanlığım vardı. İlkokul yıllarımda o dönem adı Cumhuriyet İlkokulu olan bahçede bulunan Çocuk Kütüphanesinde mevcut bütün materyalleri okumuştum. İlkokulu Bozok İlkokulunda bitirmiş ,girmiş olduğum Anadolu Lisesi sınavında başarılı olmuştum. Okulun geniş kütüphanesinde bulunan kitaplar ilgimi çekmiş,erişebildiğim kadarını okumaya gayret göstermiştim.

Sonra üniversite yıllarında okulun ve yurdun kütüphanesi,askerde birliğin kütüphanesi derken bu alışkanlıpı hep devam ettirdim. Bir dönem Irak'ta yaşadım ve Türkiye'den sipariş ettiğim kitaplarla gurbet yalnızlığı çekmedim.

Hala haftada bir kitap okumaya gayret ediyorum.

Şimdi diyeceksiniz bunları neden yazsın, bize ne senin hususi hayatından. Anlatayım merakınız belki hafifler.

Okumak denilen illet insanın analiz yeteneğini geliştirir. Olayları yorumlarken çeşitli bakış açılarından görmenizi ve empati kurmanızı sağlar. Şartsız itaat duygusunu öldürüp,sorgulayan bir bireye dönüştürür. Diyeceksiniz ki bunun mala davara ne faydası var,haklısınız. Sorgulamadan ,konfor alanınızda gül gibi yaşayıp gitmek varken,kendinize uğraş arayıp tatlı canınızı sıkmanın ne manası var değil mi ?

Liderleriniz,partileriniz,amirleriniz zaten sizin için düşünür,karar verir ve her karar lehinizedir. Hiç sizin kötülüğünüzü istemezler. Onların kararlarını sorgulamak size mi düştü. En iyi okulları onlar size hazırlar,parklar bahçeler sizin içindir,devlet binalarının renklerini sizin göz zevkinize göre planlarlar,hangi evlerde oturacağınızı,hangi alışverişleri yapacağınızı siz onlardan daha mı iyi bileceksiniz.

Kısaca sizin için düşünen birileri varken sizin düşünmek gibi berbat bir eylemi terketmenizde fayda vardır. Çok düşünmek kalbi yorar,bakın ulemaya renkleri solmuş ,kimisi ise stresten bir deri bir kemik kalmış.

Hepsi sizi düşündükleri için,kendileri için birşey isteyene ben rastlamadım. Rahatlık batmasın,aklınızı başınıza almak aklınızdan bile geçmesin,sonra mazallah bir soğuk yel eser ağustosun orta yerinde tir tir titrersiniz.

Sağlıcakla kalınız.

Bu içeriği paylaş